29 Mart 2008

NOHUTLU, YOĞURTLU, KÖFTELİ ÇORBA

Çorba etkinliğinde yayınlamayı düşündüğüm ama yetişemediğim çorbayla karşınızdayım... Çorbanın tam adını bilmiyorum. Lebeniye Çorbasına benziyor ancak Lebeniye Çorbasında çorbalık hamur yok... İçindeki malzemeleriyle besleyici bol vitaminli bir çorba... Sadece bu çorbayla bile doyuluyor başka yemeğe gerek yok :)

  • 1 Su Bardağı Haşlanmış Nohut,
  • 1.5 Su Bardağı Çorbalık Erişte,
  • 3 Su Bardağı Yoğurt (Süzme Yoğurt olursa 2.5 Su Bar. Yeterli),
  • 1 Su Bardağı Et suyu yoksa 1 adet etsuyu tableti,
  • 4 Su Bardağı su (Eğer Etsuyu kullanılmazsa 5 Bardak Su)
  • 150 gr. Dana Kıyma
  • 2 Yemek Kaşığı Un,
  • 1 Adet Yumurta,
  • Tuz, Nane, Karabiber,
  • 1 Kaşık tereyağ,
  • 2-3 Kaşık Sıvıyağ.

Önce kıyma tuz ve karabiberle yoğurulup minik köfteler yapılır. Su ve etsuyu tencereye alınır ve 1 tatlı kaşığı tuz ile kaynatılır. Çorbalık erişte bu suda diri kalacak şekilde haşlanır. Ocaktan alınıp soğutulur. Soğuyunca un, yumurta ve yoğurdu özleşinceye kadar karıştırılır, nohut eklenir duruma göre suyu azsa su ilave edilir ve karıştırarak ocakta pişirilir. Fazla kaynatmadan ocaktan alınır. Minik köfteler yağda kızartılır, çorbaya eklenir. Köfteler kızarınca aynı tavada kalan yağ ile nanesi kavrulur çorbanın üzerine gezdirilir... Çorbamız servise hazırdır... Herkese afiyet olsun... Tavsan

26 Mart 2008

PORTAKAL ŞEKERLEMELİ KURABIYE



Bu kurabiyeleri dün akşam yaptım; annemin bugün gelecek misafirleri için... Bir süre önce Lavantin'in bloğunda görmüştüm ve gördüğümden beri aklımdaydı yapmak. Annemin misafirlerini öğrenince de denemek için bu kurabiyeleri yapmayı teklif ettim...


Tarifin aslı burda. Ben elimdeki malzemelere göre biraz değişiklik yaptım. Lavantin tarifinde bir arkadaşın isteğine göre hayal edip yaptığını anlatmış. Doğrusu benimde ilgimi çekti bu tarif. İç dolgusunda geçenlerde yaptığım portakal şekerlemelerinden kullanınca benimki Portakal rüyası gibi oldu :)) Benim tarifim de aşağıda.



Bu ölçülerle yaklaşık 25 adet kurabiye çıktı.


İç Dolgusu İçin


  • 1 Adet yumurta


  • 2.5 Çay bardağı toz şeker


  • 1 Paket vanilya


  • 1/2 paket kabartma tozu


  • 1 Adet limon kabuğu rendesi


  • 1 Yemek kaşığı süt kaymağı


  • 1 Yemek kaşığı un


  • 5-6 yemek kaşığı portakal kabuğu şekerlemesi (Küp doğranmış)

Kurabiye Hamuru İçin

  • 1 Adet yumurta


  • 2 Yemek kaşığı toz şeker (Biraz daha fazla konulabilir pudra şekeri olursa daha iyi olur)


  • 1 Paket kabartma tozu


  • 1 Yemek kaşığı süt kaymağı


  • 1 Yemek kaşığı yumuşak tereyağ


  • 3 Yemek kaşığı yoğurt (Benimki süzme yoğurtdu)


  • Aldığı kadar un

İç dolgusunu hazırlamak için şeker ve yumurtayı çırptım ve diğer malzemeleri ekleyerek tekrar çırptım. Lavantin fırın tepsisinde pişirip soğuttuğunu yazmış ancak bizim fırın dolu olduğu için teflon tavada pişirmeyi denedim. Yalnız pişerken fazla sulandı tavaya çok yapıştı vs. Kıvamını toplamak için 2 yemek kaşığı un daha ekleyince biraz katı oldu ve azıcık sütle kıvamını açtım :))


İç dolgusu soğurken kurabiye hamuru malzemeleriyle yumuşak bir hamur yaptım. Ceviz büyüklüğünde hamurları elimle mermerde açtım içine dolgu harcından koyarak kapattım. Burda bir uyarım olacak hamuru çok iyi kapatmak gerekiyor çünkü benimkilerin bazılarından dolgusu pişerken akmış. Neyse ki fırın tepsisine yağlı kağıt sermiştim...


200 derecede hafif pembeleşene kadar pişirdim... Hamuru bana biraz şekersiz geldiği için piştikten sonra üzerine pudra şekeri eleyerek servise hazır ettim... Bu kurabiye üzerine çalışmalarım devam edecek çünkü tadı çok güzeldi... Portakal şekerlemeleri kurabiyenin içine çok yakışdı... Lavantine de burdan sevgilerimi gönderiyorum. Herkese afiyet olsuuuuuuun....

23 Mart 2008

ANKARA BULUŞMASI

İstanbullu blogcular buluşur da Ankara'dakiler buluşamaz mı??? Buluşurlaaaarr... İşte Sevgili Sevda'nın sayesinde çok da güzel buluşurlar...
Pınar, Elif, Eda, Hülya, Hülya, Mine, Begüm, Sibel, Betül, Neriman ve ben ayrıldıktan sonra katılan tanımayı çok istediğim ama bu seferlik kısmet olmayan Yeşim.

Arkadaşlar sizleri tanımak çok güzeldi... Sohbet inanılmaz güzeldi... Ve Sevda'ya böyle güzel bir buluşmaya öncülük ettiği için sonsuz teşekkürler... Artık darısı diğer buluşmalarımıza olsun inşallah...

19 Mart 2008

HAYIRLI KANDİLLER

Mevlid, "doğum zamanı" demektir. Hz Muhammed(SAV)'in doğum gecesi aynı zamanda Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir.

Tüm müslümanların mevlüt kandili mübarek olsun...

17 Mart 2008

GECİKMİŞ YILBAŞI PASTASI


Son zamanlarda yine mutfağa fazla zaman ayıramaz oldum... Öyle aman aman bir arşivim de olmadığı için bloğumu nasıl güncellesem diye düşünüyordum... Aslında bu pastayı yılbaşında bize gelen arkadaşlarım için yapmıştım aynı zamanda canım anneciğimin de doğumgünü pastasıydı...

Ama dış ganajını sürmeyi iyi beceremediğim için zamanında tarifi vermemiştim... Şimdi siz ustaların fikrini almak istediğim için hem de sayfaya yeni bir şeyler eklemek için yayınlamaya karar verdim... Sizce ganajı düzgün sürememiş olmamın sebebi nedir? Tecrübelerinizi bana aktarırsanız sevinirim...

Bu pastayı yapmak için çok arkadaşımızın sayfasını ziyaret ettim ne yapsam, ne etsem bir türlü karar veremedim... En sonunda hepsinden karma bir şeyler kapıp ortaya bu pastayı çıkarttım... Her ne kadar dış süslemesi istediğim gibi olmasa da tadı lezzeti mükemmeldi...

Pandispanyasının tarifini Sevgili Missimmm Zerrinden aldım... Harika bir pandispanya oldu... Misimm kuşum sayende teşekkürler...

Ara kreması ve Dış ganaş içinde Pastacı Burcu'nun sitesindeki tarifleri uyguladım. Klasik pastacı kreması ve çikolata ganaş... Burcu da sağolsun çok güzel anlatmış tarifleri...

Pandispanyasını pişirdikten sonra ikiye ayırdım ve biraz sütle ıslattım. Araya muz dilimleri dizdim. Üzerine Burcu'nun pasta kremasını sürdüm ve ikinci katı koydum. Dışını yine Pastacı Burcunun tarifiyle Çikolata Ganaşla kapladım... Üst süslemesini sıcak ganaşa batırarak yağlı kağıtta bir süre donmasını beklediğim dilimlenmiş muzlarla yaptım. Ve çevresine rulokatları sıraladım... Kullandığım tabak ise işyerinden arkadaşım Canım Kuzucuğum Sezenimin yılbaşı hediyesiydi...
Burdan Sezenime şık seçimi için tekrar teşekkür ediyorum.

13 Mart 2008

TATLI KRİZİ TUTUNCA



Akşam yemekten sonra evde tatlı bişeyler arayıp bulamayınca yaptığım kolay puding huzurlarınızda...

Ne yapsam da ne yesem de tatlı krizimi bastırsam diye düşünürken elime geçen bir paket Crem Oleyi bu şekilde değerlendirmiş ve tatlı krizimi de bastırmış oldum... Geçenlerde Sihirli Kepçe Feyzam'ın yaptığı Nescup'lardan esinlenerek yaptım aslında. Feyza'mın Nescupları eminim daha güzel olmuştur...

1 Paket Crem Ole'yi üzerindeki tarife göre hazırlayıp 1/2 poşet Krem Şantiyide çok az sütle çırpıp, Crem Ole'den 2-3 kaşık krem şantiye karıştırdım. Küçük kaselere önce Crem Ole sonra Krem Şantili karışımdan paylaştırarak üzerlerini renkli pasta şekerleri ve geçenlerde yapıp tarifini sizlerle paylaştığım Portakal Şekerlemeleriyle süsleyip servis yaptım daha doğrusu mideye indirdim... 10 dakikada hazırladığım kolay pudingler ani gelen krizler için bire birdir...

11 Mart 2008

KOMİK SEBZELER

Bana e-posta olarak gelen komik sebzeleri sizlerle paylaşmak istedim... Bakalım beğenecek misiniz??? Doğrusu benim pek hoşuma gitti :))

8 Mart 2008

IYIKI DOĞMUŞUM TEŞEKKÜRLER




Kendime pasta yapamadım ama İşyerinde arkadaşlarım bana süpriz yapıp pasta almışlar. Birlikte pasta kesip afiyetle yedik... Ayrıca birbirinden güzel hediyeleriyle beni çok duygulandırdılar. Burdan Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum...

Kolye ve küpeler; Kuzucuğum Sezen'imden, Yemeni; elemeği göznurunu dökerek yapan Yoncacığımdan... Ayrıca masamda kullanmak üzere çok şirin kağıt tutucu ve ataç kutusu Şerife arkadaşımdan... Onun resmini çekemedim unutmuşum daha sonra çekip ekleyeceğim... Hepinize tekrar tekrar teşekkürler... Beni çoooookkk mutlu ettiniz... Sıcacık sevgiler...

7 Mart 2008

IYIKI DOĞMUŞUM


Bugün benim doğum günüm... Ama pasta yapacak vaktim yok. Son günlerde hem işlerimdeki yoğunluk hem de araya giren bazı güzel olaylar sebebiyle pasta yapmaya vakit bulmadım... Aslında aklımda bir sürü fikir vardı... Mesela yukarıdaki gibi şeker hamurlu bir pasta denemesi yapmak gibi... Ama kısmet olmadı... İnşallah en kısa zamanda böyle bir pasta yapar sizlerle paylaşırım...



Bu resmi de internetden aldım... İlginç pastalar var. Ben de balık burcu olarak bu pastanın resmini paylaşmak istedim... İyiki doğmuşum... İyiki ailem sevdiklerim yanımda (Sevgili Babam Hep Yüreğimde)... İyiki bu bloğu açmışım.. İyiki sizlerleyim...

SICACIK KOCAMAN SEVGİLER...

5 Mart 2008

PORTAKAL ŞEKERLEMESİ


Evdeki portakalların kabuklarını değerlendirmek ve keklerde kurabiyelerde portakalın o nefis aromasını kullanmak için Portakal Şekerlemesi yaptım.

Açıkcası yaparken biraz tereddüt ediyordum acı olurmu diye. Ama yaptıktan sonra sonucu görünce boş yere tereddüt ettiğimi anladım.

Artık evde yenen her portakalın kabuğu şekerleme yapmak veya rendelenip şekerlenip buzluğa kaldırılmak üzere tarafımdan korunmaya alınmıştır...

Daha önce hiç yapmadığım için 3 portakalın kabuğuyla yaptım şekerlemelerimi. Nasıl mı yaptım? Hemen anlatayım.

3 adet portakalın kabuğunu 2 gün suda beklettim. Sık sık suyunu değiştirdim. İlk suyuna 1 tatlı kaşığı tuz ekledim. Sonraki sulara tuz eklemedim, sadece mutfağa girdikçe suyunu değiştirdim. İkinci günün sonunda portakalları sudan çıkartıp soğuk suda iyice yıkadım. Tencereye aldığım kabukların üzerini geçecek kadar su ekleyip bir taşım kaynatıp suyunu döktüm ve yeniden kaynattım. Toplam beş kere kaynatıp suyunu döktüm.

Kaynatma işlemi bitince kabukları soğutup içindeki beyaz kısımlarını bıçakla çok derine inmeden temizledim. Julyen doğradığım portakal kabuklarını tekrar tencereye alıp üzerine 1 su bardağı su ve 1.5 su bardağı toz şeker ekleyerek kısık ateşte kaynattım. Kaynarken 3-4 damla limon suyu ekledim. Kaynatma işlemi portakal kabukları şeffaflaşıncaya kadar sürdü.
Soğuduktan sonra yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizip üzerine 2-3 yemek kaşığı toz şeker gezdirerek kurumaya bıraktım. Kuruduktan sonra cam kavanozda buzdolabında uzun süre saklayabilirsiniz.



Galiba fazla aceleciyim ki sonucu test etmek için evde annemin yaptığı browniyi yerken üzerine bu şekerlemelerden doğradım... Sonuç harikaydı... En kısa zamanda başka lezzetlerde denemek için sabırsızlanıyorum... Sizde portakallı lezzetleri seviyorsanız hadi mutfağa... Biraz zahmetli gibi görünse de sonuç emin olun sizi üzmeyecek... Deneyenlere afiyet olsuuuuunn...

Sevgili Yıldız'ın düzenlediği Mandalina ve Portakallı Tarifler Etkinliğine işlerin yoğunluğu nedeniyle hazırlanamadım, arşivdeki eski tarifler ile katılmamı uygun gören Yıldız'a kolaylıklar diliyorum. Sevgiler Yıldız. 

1 Mart 2008

SEVGI GUNLERI



1-3 Mart İyilik ve sevgi günleri

SEVGİLİ MUTFAKTA ZEN TİJEN HANIM'IN SAYFASINDA RASTLADIM BU BİLGİLERE VE BENDE BURDAN DUYURMAK İSTEDİM... BAŞKA SÖZE GEREK YOK ... SEVGİLERİ ÇOĞALTALIM...

Hepimiz biliriz ki; yaşamda her an her şey değişebilir…
Dünyada
Her an bir savaş çıkabilir…
Her an bir insan işkenceyle öldürülebilir…
Her an bir çocuk açlıktan ölebilir…
Her an bir aile, bir trafik kazasında yok olabilir…
Şu anda dünyanın bir köşesinde şiddetli bir depremden binlerce insan ölüyor olabilir.
Az sonra hayatımızı tamamen değiştirecek bir olay yaşayabiliriz…
Az sonra tüm dünyamız tamamen değişecek olabilir…
Gelin, bir şeyler değişmeden biz bir şeyler yapalım…
BİR İYİLİK YAPALIM… Çevremize bir damla sevgi verelim...
----
1 – 3 MART TARİHLERİ ARASINDA
Dilerseniz bir gün
Dilerseniz üç gün boyunca
Dilerseniz bir kişiye
Dilerseniz üç kişiye
Hiç tanımadığınız, hiçbir beklentinizin olmadığı, bir daha karşılaşma olasılığınızın çok düşük olduğu bir insana
Hiç beklemediği bir iyilik yapın.
Dünyamıza üç günlük güzellik verelim…
Hiç tanımadığınız bir insana yapacağınız iyiliğin size dönüşünü hep birlikte izleyelim…
Neler yapabiliriz ?
Yapacağınız iyiliğin bir maddi değer taşıması gerekmiyor.
Sadece küçük bir iyilik yapacaksınız.İnsanlara hiç beklemediği bir anda, hiç beklemediği bir güzellik sunacaksınız…
Yaşlı bir insana eşyalarını taşıması için yardım edebilir ya da evini temizleyebilirsiniz..
Kimsesiz bir kişiye ihtiyaç duyduğu bir şeyi sunabilirsiniz…
Bir çocuk yuvasına gidip bir çocuğun bir günlük oyun arkadaşı olabilirsiniz…
Bir huzur evine gidip kimsesiz bir yaşlının sohbet arkadaşı olabilir, parkta bir gezintiye çıkartabilirsiniz…
Sevgiye ihtiyaç duyan bir kişiye sevginizi, ilginizi sunabilirsiniz…
Maddi zorluk içinde olan bir kişiye maddi bir destek verebilirsiniz…
İlaca ihtiyaç duyan bir kişinin ilacını temin edebilirsiniz…
Kendisini yalnız hisseden bir kişiye yalnız olmadığını hissettirebilir ona küçük bir umut olabilirsiniz…(Başka ne tür iyilikler düşünüyorsanız bize iletin, hep birlikte önerelim)
Üç gün içinde sadece bir insana, dilerseniz her gün bir insana iyilik yapabilirsiniz...Dilerseniz daha çok kişiye yapın, ama bu iyilikten hiçbir beklentiniz olmasın…
Yapın ve unutun…
Yaşadıklarınızı bizimle paylaşın.
Hep birlikte dünyaya sevgi dağıtalım….
Sadece bir insana iyilik yapmanızı istiyoruz.
Dünya’ yı hep birlikte, sadece bir insana iyilik yaparak değiştirebiliriz…
İyilik hareketine siz de katılın…
1-3 Mart tarihleri arasında bir yudum sevgi verin.
Sevginizin size dönüşünü hep birlikte izleyelim.
***
İyilik öykünüzü birsevgiver@windowslive.com adresine gönderin, hep birlikte paylaşalım.
Bu mesajı ekrandan kopyalayıp mail yoluyla daha çok kişiye ulaştırabilir ve sevgi zincirini büyütebilirsiniz...Sevgilerimizle...



http://biriyilikyap.blogspot.com/

27 Şubat 2008

PORTAKALLI REVANİ

Geçtiğimiz pazar günü yemeğe gelen misafirlerimiz için yaptığım Portakallı Revani tarifini paylaşmak istiyorum sizlerle...



Misafirlerin geleceğini öğrenince annem hemen mutfağa girdi yemekleri hazırlamaya. Ben de tatlı yapacakmıyız dedim. Revani düşünüyorum deyince aklıma Ferhanca'da gördüğüm Portakallı Revani geldi.


Malzeme ve ölçülerde Ferhan'ın ölçüleri yerine annemin tarifini kullandım.

4 Yumurta,

4 Kahve Fincanı Şeker

4 Kahve Fincanı Yoğurt

1 Çay Bar. Zeytinyağı

2 Kahve Fincanı İrmik

6 Kahve Fincanı Un (Durumuna göre 1 Fincan Daha Eklenebilir)

1 Paket Kabartma Tozu
2 Adet Portakal Kabuğu ve Suyu

Şerbeti İçin
5 Su Bardağı Şeker
5 Su Bardağı Su
Ayrıca Portakal Kabuğu ve Suyunun Bir Kısmı


Karıştırma kabında yumurta ve şeker çırpılır. Sırayla yoğurt, sıvı yağ, irmik, un ve kabartma tozu eklenerek kaşıkla pürüzsüz bir hale gelene kadar karıştırılır. 2 Adet portakalın suyundan 1 fincan suyu ve kabuğundan bir miktar şerbeti için ayrıp kalanı hamura karıştırılır.
Yağlayıp unlanan fırın tepsisine dökülerek 180 derece fırında 35-40 dakika kadar pişirilir.

Revanimiz fırında pişerken 5 bardak su ve 5 bardak şekerden oluşan şerbet kaynatılır. Revani nar gibi kızarınca şerbeti ılıkken dökülür.

Revaninin portakalla uyumu muhteşemdi. Ferhana hatırlattığı için teşekkürler. Denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Şimdiden afiyet olsun... Sıcacık Sevgiler...

24 Şubat 2008

MISIR UNLU KEK

Mısır unlu keki geçtiğimiz günlerde bana ziyarete gelen "Çölyak" hastası bir ablam için yaptım. Çölyak hastalığı bir bağırsak allerjisi ve maalesef ki tedavisi yok. Tek çözüm ömür boyu yapılacak diyet.
*****
Ben de Selma Abla'mın sağlığını düşünerek ona Mısır Unlu Kek Hazırladım. Allah tüm hastalarımıza şifa versin diyerek kekin tarifini veriyorum...
*****
2 Yumurta
1 Çay Bardağı Zeytinyağı
1 Su Bardağından biraz az ılık süt
1,5 Su Bardağı Mısır Unu
3 Yemek Kaşığı Mısır Nişastası
1/2 Paket Kabartma Tozu
Dolu dolu 1 çay kaşığı şeker, 1 çay kaşığı tuz
Çekirdeksiz Siyah ve Yeşil Zeytin
2 Yemek Kaşığı Kaşar Peyniri Rendesi


Karıştırma kabında yumurta, tuz ve şekeri çırpıyoruz. Ilık sütü, zeytinyağını ekledikten sonra mısır ununu, mısır nişastasını ve kabartma tozunu karıştırıp bildiğimiz kek kıvamında olacak şekilde ayarladım. Zeytinleri ve kaşar peyniri rendesi ekleyerek yağlayıp unladığımız baton kek kalıbında 35-40 dakika kadar pişiriyoruz....
*****
Mısır unlu kekimizi yine mısır nişastasıyla yapılmış vişneli puding ve zeytinyağlı yaprak sarmasıyla ikram ettim...
*****
Ben bu keki çok beğendim. İçine değişik malzemeler koyarak tekrar yapmayı düşünüyorum... Sizlere de tavsiye ederim... Sıcacık Kocaman Sevgiler...

23 Şubat 2008

TEŞEKKÜRLER

Artık benim de yeni bir headerim oldu. Bana özel... Tesadüfen sitesine rastladığım Sevgili Evren'e rica ettim. Bana da bloğum için header tasarımı yaparmısın dedim... Sağolsun beni kırmadı ve bir iki mailleşmeden sonra ortaya bu güzel tasarım çıktı.
*****
Evren'in çizimlerini paylaştığı sitesinde balıkları görünce çok hoşuma gitmişti. Burdan yola çıkarak balık burcu (7 Mart) olmam sebebiyle de balıklar kullanmasını istedim.

Daha bu sabah son halini gördüm ve bir an önce kullanıp Evren'e de teşekkürlerimi iletmek istedim. Ben çok ama çok beğendim.
*****
Sevgili Evren yardımların için sonsuz teşekkürler. İnşallah en kısa zamanda tanışırız. Ankara'dan Urla'ya sıcacık kocaman sevgiler gönderiyorum...

20 Şubat 2008

KAHVALTILIK EKMEKLER - YE#31

Aralık ayında 29. Yemek Etkinliğine ev sahipliği yapınca bu işin ne kadar zor ve yorucu olduğunu çok iyi anladım... Etkinlik süresince gönderilen tarifleri atlamamak için pür dikkat çalıştım. Sanırım kimseyi üzmeden kırmadan bütün tarifleri yayınlarak görevimi yerine getirdim. Ama baktım bu iş öyle kolay değil; ben zaten daha yolun başında bir blogcuyum, bundan sonraki etkinliklere tarifimi göndermeden sadece sayfamda yayınlayarak katılma kararı aldım.
Bu ayki etkinlik konusu Bayatlayan Ekmekler ve etkinlik sahibi Soframız-Hale .
Şimdi aynı yöndeyiz.....#31 etkinlik
Sevgili Hale'ye kolaylıklar diliyorum. Ben de tarifimi Hale'ye göndermeden yayınlıyorum.
Pazar kahvaltılarında benim en çok sevdiğim ekmeklerdir bu tarif. Hem bayatlayan ekmekler değerlenir, hem de benim midem bayram eder. Sıcak sıcak yemesi harika olur. Gerçi ben fazla yapar akşam üzeri acıkınca soğuk da yerim...
*****
Gelelim ekmeklerimize;
Bayat ekmek miktarına göre malzemeleri ayarlayabilirsiniz. Kısaca sayacak olursak;
Orta boy soğan yemeklik doğranır. Sıvıyağda pembeleştirilerek ocakdan alınır. Ufalanmış beyaz peynir ve yumurtayla buluşturulur. Tercihe göre kekik ve kırmızı biber eklenebilir (Ben genelde kırmızı biberi üzerine gezdiririm). Tuzunu da unutmayalım tabii... Dilimlenmiş ekmeklerin üzerine sürülerek fırının ızgarasında nar gibi kızartılır. Sonrasında gelsin çaylaaaaaaarrr...
*****
Bu şekilde ekmekler peynirli pide gibi oluyor... Dediğim gibi pazar kahvaltılarında favorimdir kendileri...
*****
Bu etkinlikler sayesinde bir çok değişik tarifler öğreniyoruz. Katılımcıların ellerine sağlık... Sıcacık kocaman sevgiler...

19 Şubat 2008

KAR MANZARALARI

Pazar günü güzel yurdumuzun hemen her köşesi kar altında kaldı. Bir yandan büyük şehirlerimizde yaşanan su sıkıntısına bir nebze de olsa çare olacak diye sevinirken, bir yandan da yiyecek bir lokma ekmeğe muhtaç insanlarımızı düşünüp üzülüyorum... Bu soğuklarda zor durumunda olan herkesin Allah yardımcısı olsun...

Bu resimler de balkondan çektiğim kar görüntüleri... Geçen yıllarda görüntü çok daha güzel olurdu. Geçtiğimiz yaz bazı ağaçların kesilmesiyle ancak bu kadar manzaramız oldu...
Kendinize çok çok dikkat edin. Ayrıca iyi dileklerinizle yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim hepinize... Sıcacık sevgiler...

17 Şubat 2008

AY ÇÖREĞİ


Uzun bir aradan sonra Ayçöreğiyle döndüm. Bu Ayçörekleri geçirdiğim kaza sonrasında bana geçmiş olsun ziyaretine gelen dostlarımıza ikram edilmek üzere yapıldı.



Ayçöreğini çok sevmekle beraber dışarıda satılanlara güvenemediğim için kendim yapmayı tercih ediyorum. Daha önceki denemelerimde dış hamuru biraz sert olmuştu. Bu sefer tam istediğim gibi oldu. Tarif için sizi Uzak Köşe'ye yönlendiriyorum. Ben ölçüleri 2 katına çıkartarak yaptım. Yaklaşık 24 adet Ayçöreği çıktı.




İç malzemesi olarak bayatlayan Damla Çikolatalı Kek, Ceviz İçi, Kuru Üzüm, Tarçın, Damla Çikolata ve tatlandırmak için pudra şekeri. Çok az sütle kıvam verdim. Tıpkı Alev'in anlattığı gibi açarak yaptım. Üzerini de Fındıkla süsledim. Alevciğim tarif için çok teşekkürler. Sayende harika ay çöreklerim oldu.



Ayçöreği sevenlerdenseniz mutlaka deneyin derim... Sevgiler....

15 Şubat 2008

SOBEEE-3

Hazır yazmaya vakit bulmuşken diğer sobelere de cevap vereyim. Mutfağımızın Doktoru Nirvana da beni sobeleyenlerden. Ne çok sobelenmişim :)

Hımmm itiraf edeyim bu sobe beni zorladı. Bakalım cevaplarımı nasıl bulacaksınız...

1. Gercekleşmesini istediğim şeyler;
* Mali Müşavirlik belgemi alabilmek,
* Ebru Sanatı öğrenmek.
* İşimde daha iyi konumlara gelmek.
2. Hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:
* Yabancı dil öğrenmek.
* Ebru Sanatını öğrenmek için harekete neden geçmediğim.
3. Dünyaya bir daha gelseydim:
* Nirvananın dediği gibi şimdi yaptığım hatalardan dersimi alır bir daha yapmazdım.
* Şimdiki zamanda değil 1950 veya 1960'larda yaşamayı isterdim.
* Yine kendi ailemle yaşamak ve 8 yıl önce kaybettiğim Canım Babama onu ne kadar çok sevdiğimi her fırsatda söylemek... Bu sobe içinde birilerini sobelemek gerekiyor sanırım... Bir Annenin Günlüğünden Nurgül sobelendiiiiinnn...

Sobelere başlamışken yine çok çok önce Canım Arkadaşım Lezzet Gemisi Özlem beni sobelemiş o zamanda cevap yazamayacağımı söyleyip affımı istemiştim. Ama bu kadar sobeden sonra Özlem'in sobesine cevap vermezsem kendimi kötü hissedecektim.


SÖYLEMESİ EN ZOR SÖZCÜKLER:
Durumu kötü olan hastaya durumunun açıklanması. İşyerinde bir arkadaşımın yakını kanser ve nasıl söylenir diye düşünüyorlar. Onların yerinde olmak istemem. Allah tüm hastalarımıza şifa versin.
SENİN İÇİN YAĞMURDAN SONRASI NE İFADE EDER?
Temizlik, ama aynı zamanda büyük şehirlerde yaşamanın zorluğundan çamur deryası.
BURÇAK ÇEREZCİOĞLU:
Hayattan kopmamak için herşeyi yapan ama genç yaşında ecele yenik düşen bir arkadaşımız.
Kitabını yıllar önce okumuştum.
SENİ SOBELEYENİ NASIL BİLİRSİN?
Çok anlayışlı, çok vefalı ve çok içten olduğunu düşündüğüm bir arkadaş...

Yeterince arkadaşımı sobeledim. Burda kimseyi sobelemiyorum...

NOT: Bu resim de Macaristandan gezisinden...

SOBEEEE - 2



Sobelerle devam ediyoruz...


Sevgili Selin de beni sobelemiş. Tabi ben uzun süredir blogla ilgilenemeyince sobeler birikti, artık senesi dolmadan cevap versem iyi olacak...

*****

Bu sobenin konusu hakkımızdaki 7 gerçek...


İnsanın kendini anlatması zordur. 7 madde sıralayamazsam afola :)


1. Tipik balık burcuyum (7 Mart).

2. Seyahat etmeyi severim.

3. Ailem ve sevdiklerim benim için çok değerlidir.

4. Bir önceki sobe konusunda da belirttiğim gibi kullanma kılavuzlarını okumayı sevmem...

5. Son zamanlarda mutfakda zaman geçirmekten çok hoşlanır oldum...

6. İki yüzlü insanlardan hiç hoşlanmam.

7. Dışarı çıkıp eğlenmek kadar evde zaman geçirmeyi de severim...

*****
7 madde yazamazsam diyordum ama nerdeyse 8-9 hatta 10 madde yazıcam :) En iyisi ben burda durayım...

Yukarıdaki resim geçen yıl yaz tatilinde gittiğim Macaristan-Budapeşte'den bir görüntü.

Zinciri bozmayalım ve birilerini sobeleyelim... Damak Tadı Gül Önüm, arkam, sağım, solum, Ebe
Sobeee...

14 Şubat 2008

SOBEEEEE

Sevgili Bir Demet Fesleğen Eda'cığım beni sobelemiş. Sobenin konusu Yapmayı ertelediğimiz kolay şeyler...

*****
Aslında konu kolay ama insan ne yazacağını bilemiyor. Gecikme için özür diliyorum. Bu aralar her şey üst üste geldi. Önce işlerimin yoğunluğu sonra gribe yakalanmam ve en sonuncusu da ayın 10'u Pazar günü aracımla kaza yapmam oldu... Çok şükür az hasarla atlattım. Allah kimseye göstermesin ve bana da bir daha yaşatmasın...
*****
Edacığım beni sobelemiş... Selinciğim de sobelemiş... Ayrıca gecikmiş bir sobe borcum daha var hepsine sırayla yazmaya çalışacağım... Artık koruyun kendinizi herkesi sobeliyeceğim haberiniz ola :)
*****
Önce Eda'nın sobesine cevap vereyim istedim çünkü geçirdiğim bu kazayla bazı şeylerin önemini daha iyi anladım...
*****
Aslında ben tez canlı denen tiplerdenim kafama bir şeyi koyarsam hiç ertelemem hemen yaparım. Ama elektronik eşya gibi bazı eşyaların kullanma kılavuzunu okumaya hiç sevmem... Zamanla kullanarak kendim test ederek öğrenmeye çalışırım. Ancak bu kazadan sonra her türlü kullanma kılavuzunu okuyacağıma söz veriyorum. Şimdi kazayla kullanma kılavuzunun ne alakası var diyeceksiniz. Çok alakası varmış şöyle ki: Ben bu arabamı kullanmaya başladığımda sevgili kardeşim bana aracın el kitabını verdi arada bir bak diye. Tabi biz bayanlar erkeklerin dediği kadar varız galiba. Ya da kendi adıma ben biraz bu konuda ihmalkar davrandım. Nasılsa sen bana bilmem gerekenleri anlatırsın dedim. Ama bazı şeyler anlatılmaz yaşanır derler ya bu kaza da bunu bir kez daha anlamış oldum. Kaza anlatılmaz yaşanırmış arkadaşlar... Eğer ben aracın el kitabını okumayı ihmal etmeseydim belki de bu olayı yaşamayacaktım. Allahıma çok şükür ki kazayı biraz kolumda ve bacağımda ezilmeyle ve başımı çarpmanın etkisiyle mor bir gözle atlattım. Azıcık koca kafalı oldum çarpmadan dolayı ama buna şükür daha kötüsü de olabilirdi. Bu sobe konusunda verilecek tek cevabım budur... Yapmayı Ertelediğimiz Kolay Şeyler Arasında Kullanma Kılavuzunu okumak gelir... Aman arkadaşlar siz siz olun emniyet kemeri takmadan trafiğe çıkmayın. Benim takılı olduğu için de hafif atlattım. Veeee mutlaka ne olursa olsun yeni kullanmaya başladığınız her türlü eşyanın kullanma kılavuzunu okuyun, ihmal etmeyin... Sizi seviyorummmm... Kocaman öpücükler...
*****
Bu arada unutuyordum ben kimi sobelesem diyoruuuummmm.... Eveeeeettt buldummm... Mutfak Havlusu-Zeynep SOBE SOBE SOBEEEE...
*****
SEVGİLİLER GÜNÜ HERKESE KUTLU OLSUN... SEVDİKLERİMİZLE HEP BİRLİKTE OLMAK, HİÇ AYRILMAMAK DİLEĞİYLE...

8 Şubat 2008

ÖZLEDİMMM


Merhaba Arkadaşlar,


Çok ara verdim biliyorum. Ama bir süre daha devam edecek sanıyorum. Öncelikle işlerim çok yoğundu (Maalesef yoğunluk devam ediyor), sonrasında grip oldum 4-5 gün yattım. Ve şimdi de bilgisayarımdaki daha doğrusu modemdeki bir sorun yüzünden evde internet bağlantım yok. Hastayı doktoruna emanet ettik inşallah en kısa zamanda düzelir... Beni merak eden sevgili arkadaşlarım hepinize çooooooookkkkk ama çoooooooooookkkkkkk teşekkürler... Canlarım hepinizi öpüyorum... Son zamanlarda yorumlara bile cevap veremedim özür diliyorum sizlerden... Yorumlarınız mesajlarınız benim için çok önemli ve değerlidir... Edacığım ve Selinciğim beni sobelemişler... Sobelere cevap vereceğim ama azıcık daha zaman istiyorum...
***
İnanın bloğumu ve sizlerle olmayı çok özledim... Kendinize dikkat edin, sizleri seviyorum... Beni özleyin canlarım :)

27 Ocak 2008

MERCIMEKLI BULGUR PILAVI

Merhabalar,


Hepinizi çooooookkk özledim. İşlerimin yoğun olduğunu biliyorsunuz. Bu yoğunluğun üzerine birde grip oldum üzerinize afiyet... Geçen Cuma öğleden sonra işyerimde çok kötü oldum eve geldim. O gün akşama kadar yattım ilaçlar vs. cumartesi pazar iyi gibiydim. Pazartesi işe gitmek için kalktığımda çok kötüydüm. İşyerime gelemiyeceğimi haber verdim geri yattım. Evdeki ilaçlarla geçer dedim doktora da gitmedim. Salı, Çarşamba işe gittim ama çok zor çalıştım. Çarşamba günü akşam eve zor geldim. O halde birde araba kullandım ki en zoru da o oldu. Evin önüne gelip arabamı park edince rahat bir nefes aldım. Sonrasında o akşamı titreme nöbetiyle geçirip sabah hemen doktora gittim. Verdiği ilaçları kullanarak Perşembe ve Cumayı işe gitmeyerek evde geçirdim.
**********
Bugün evdeki dördüncü günüm daha tam olarak iyileşmedim ama çok şükür öncesine göre daha iyiyim. Allah kimseyi yatırmasın diyorum. Hasta olup evde yatınca insan sağlığının kıymetini daha iyi anlıyor. Hastalığım boyunca yediğim hiç bir şeyin tadını alamadım. Tatlı mı, tuzlu mu bilmeden yedim... Bu arada beni merak eden herkese selam ve sevgilerimi gönderiyorum aman kendinize dikkat edin. Soğukların hiç şakası yok. Bir anda benim gibi yatıp kalabilirsiniz ki inşallah kimse benim gibi hasta olmaz. Ben uzun zamandır böyle hasta olmamıştım...
**********
Yeni tarif eklemeyeli uzun zaman oldu. Zaten mutfağa girip bir şeyler yapacak hiç halim de yok zamanımda... Bu tarifde arşivde bekleyen Mercimekli Bulgur Pilavı. Havuçlu pilavdan sonra mercimekli pilav oldu ama dediğim gibi yeni birşeyler yapacak halim olmadığı için mazur görün beni...
**********
Bulgur pilavının yanına bir de cacık oldu mu başka birşeye gerek kalmaz bence.
Daha önceden dolapta bekleyen haşlanmış mercimek de olunca işimiz daha kolay oluyor. Uzun uzun ölçü veremiyorum. Zaten çok yorgunum hemen gidip yatmak istiyorum. Kendinizce belirlediğiniz ölçülerde yapabilirsiniz. Kısaca Soğanları yağda kavurup domates salçası ve birazda domates konservesiyle karıştırıp varsa bu arada yeşil biberde ekleyebilirsiniz. Bulgurunu ve haşlanmış mercimeğini ekleyip suyunu ve tuzunu da koyarak kısık ateşte pişiriyoruz. Yanında cacıkla harika bir akşam yemeği...
**********
Ben biraz dinlenmeye gidiyorum. Yarın artık işe gitsem iyi olacak. Kimbilir ne kadar iş birikmiştir. Zaten yoğunluk var bir de araya hastalık girince offf.... Hepiniz çok özlediğimi tekrar belirtmek isterim... Kendinize çok çok iyi bakın. Sevgiler....

14 Ocak 2008

NOHUTLU HAVUCLU PILAV ve BAMYA

Ben geldim komşular... Ama yine gideceğim... Bu aralar işlerim çok yoğun. Sanrım bir süre daha bu yoğunluk devam edecek. Oldukça yorucu ve stresli günler geçirmeme rağmen olaylara pozitif bakarak, işimi daha eğlenceli hale getirmeye çalışarak kendimi rahatlatmaya çalışıyorum... Yılbaşı öncesinden başlayan yoğunluğum Şubat ayı sonuna kadar sürer sanıyorum. Bu arada mutfağa girmeye vakit bulursam ve yaptıklarımı resimleyebirsem veee bütün bunları yazıya döküp sizlerlerle buluşturabilirsem ne mutlu bana...

Yılbaşından beri cumartesi, pazar, akşamları sürekli çalıştım. Sadece geçtiğimiz pazar yani dün çalışmadım ama yorgunluktan aklımda olan hiç bir şeyi yapamadım. Soğuk hava nedeniyle dışarı çıkmak da istemedim. Evde biraz tembellik yaptım, biraz temizlik yaptım. Akşam yemek vakti gelince de işyerinde mesaiye kalınca hep dışarıdan yemek zorunda kaldığımız için sulu yemek yemek istedim. Ve yazdan dondurucuya koyduğumuz bamyanın yanına biraz değişiklik olsun diye havuçlu nohutlu pilav yapıverdim.
Tarifi detaylı vermeyeceğim malum herkesin standart bir pilav ölçüsü vardır. Pirinci kavurup suyunu ekleyince rendelediğim havucu ekledim. Suyunu iyice çekmeden öncede haşlanmış nohutunu ekleyip demlenmeye bıraktım...
Yanına da dediğim gibi yazdan dondurucuya koyduğumuz bamyayı soğan ve kıyma ve salçayla buluşturuverdim... Pilavı servis yaparken közlenmiş konserve kırmızı biberle süsleyiverdim...
Resmi çok zor çektim... Neden derseniz elektrikler gitti geldi. Geldiğinde de voltaj çok düşükdü. Elimde kamera spot ışıkları gibi fenerle resim çekmeye çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Sizleri çoooook özledim. Deneyenlere afiyet olsuuuuuunnnn...