5 Aralık 2007

BRÜKSEL LAHANALI TAVUK


BOL SEBZELİ TAVUK
Her mevsimin ayrı bir güzelliği var; sebzeleri var. Son yıllarda kışın çilek yazın portakal bulabiliyoruz gerçi ama bunların hepsi zamanında daha güzel ve lezzetli oluyor. Bende kış sebzelerinin nimetlerinden faydalanmak için Brüksel Lahanalı, bol sebzeli tavuk yaptım.
Daha önce Brüksel Lahanasını hiç pişirmedim ama marketde görünce alıp denemek istedim. İyi ki denemişim. Gerçi nasıl pişirmek gerektiği hakkında da bir fikrim yoktu. Eve gelince bloglar arasında biraz gezindim ve t
arif için bir yere bağlı kalmadan kendimce bu şekilde pişirdim.
Tarifine geçelim isterseniz.
Malzemeler :
250 Gr. Brüksel Lahanası
2 Parça Tavuk Filetosu
2 Adet Kabak
1 Adet Havuç
1 Adet Kırmızı Biber
3 Adet Sivri Biber

1 Adet Orta boy kuru soğan

2 Diş sarımsak
1 Yemek Kaşığı Salça
1 Çay Bardağı sıcak su
2 Yemek Kaşığı Zeytinyağı
Tuz, Kekik, Kırmızı biber
Tavukları yıkayıp kuşbaşı doğradım. Ayrı bir kapta tavukların üzerine zeytinyağı sarımsak kekik tuz ve kırmızıbiberini ekleyerek 1 gece sosta beklettim. Ertesi günde Havuçları, kabakları ve biberleri jülyen doğradım. Ben yine balkonda yetiştirdiğimiz yazdan kalma acı biberlerden bir tane ekledim. Brüksel lahanalarını temizleyip yıkadım. Soğanları halka halka doğradım. Soğan dışındaki sebzeleri 10 dakika kadar haşladım. Fırın kabına önce soğanları yaydım. Üzerine soslu tavuk ve haşlanmış sebzeleri ekledim. 1 çay bardağı sıcak suda erittiğim salçayı üzerine gezdirdikten sonra kiraz domatesleri de ekleyerek fırında 30-35 dakika pişirdim.
Ben sosda bekletmeyi düşünmüyordum aslında ama o akşam tam tavukları doğrayıp sebzelere geçmek üzereyken arkadaşlarımız yemeğe çağırınca tesadüfen beklemek zorunda kaldı. Böylece sarımsak ve kekik tavuğa iyice geçmiş oldu. Aslında tavuk eklemeden bile pişirilebilir artık siz nasıl denemek isterseniz. İnanın çok lezzetliydi. Ben acaba beğenilmezse diye düşünürken ertesi güne kalmadan hepsi bitti. Denemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Afiyet olsuuuuunnn...

Bu da pişmiş halinden bir görüntü.

1 Aralık 2007

CEVIZLI ÜZÜMLÜ KEK

DİKKAT DİKKAT !!! KEVGİR ÖZEL ARALIK SAYISI ÇIKMIŞTIR. LÜTFEN KAÇIRMAYIN. HEMEN UĞRAYIN...



Bu keki Sevgili Esranın Anısına Çıkartılan KEVGİR ARALIK Sayısı için hazırladım. Herkes kendi payına düşeni yaptı. Yazımı fazla uzatmadan
Kevgirde yer alan haliyle yayınlıyorum. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık.
Kevgirin bu sayısı çok özel. Özelliğini bizler biliyoruz. Sevgili Esra'nın Büyüleyen Mutfağını Yaşatmak Amacımız...Esra'nın aramızdan erken ayrılması hepimizi çok üzdü. Sevgili Selen ve Sevgili Zerrin çok güzel düşündüler. Herkes kendi payına düşeni aldı Esranın Büyülü Mutfağından çıkan bu özel sayı için. Ve benim payıma da Esra'nın kendi tabiriyle kokmasın diye hasta haliyle yayınladığı Cevizli Üzümlü Keki düştü. Sevgili Esra o son yazısında bile bizleri düşünmüş.Esrayla ilgili anım ne yazıkki yok. Çünkü ben Eylül 2007 den bu yana bloğumda sizlerleyim. Esra'yı bloğum olmadan öncede takip ederdim. Zaman zaman ona yorumlar bırakırdım ama çoğu zaman sessiz bir izleyicisiydim. En son hastayım diye yazınca ona mesaj bıraktım ama o ancak onaylamaya derman bulmuş kendinde.

Bu benim ona son mesajımdı

AYSEL dedi ki...

Canım Esra'cığım,Çok çok çooook geçmiş olsun. İnşallah en kısa zamanda toparlanıp sağlığına kavuşursun. Canım kendine dikkat et. Sıcacık, kocamaaaaan sevgiler.22 Kasım 2007 Perşembe 03:08

O da bana Kış Hazırlıkları Etkinliğinde yorum bırakmıştı.

esra(büyüleyenmutfak) dedi ki...merhaba,ne güzel hazırlıklar bunlar hepsi ne büyük emek ellerinize sağlık sevgiler17.11.2007 23:37
Burda amacımız Esra'nın tariflerini yaşatmak. Kekin tarifi için sizleri Esra'nın Büyüleyen Mutfağına yönlendiriyorum. Ben sadece tarifin aslında yeralan portakal kabuğu rendesini eklemedim. Uğradığınızda lütfen dualarınızı ondan eksik etmeyin.Esra'cığım mekanın cennet olsun. Sen şimdi seni merak etmeyeceğimiz en emin ellerdesin. Rahat uyu güzel insan.

28 Kasım 2007

ELMALI TURTA

Esra'nın aramızdan ani ayrılışı hepimizi çok üzdü. Bir çok arkadaşım gibi benim de elim yeni tarif vermeye gitmedi. Arkadaşları dolaşıp neler yaptıklarına bakmak içimden gelmedi. Ara ara Büyüleyen Mutfağa gittim; eski yazılarını okudum. Ama herşeye rağmen hayat devam ediyor. Esra şimdi en güvenli ellerde. Mekanı cennet olsun. Nur içinde yatsın.

Gelecek tariflere ekleyip beklettiğim Elmalı Tartı yazayım artık. Ay sonlarında ve başlarında işlerim çok yoğun oluyor, o yoğunluğa bir girersem en az bir hafta daha beklemek zorunda kalacakdı.


ELMALI TART

Tart Hamuru İçin
* 2 Yumurta
* 1 Çay Bardağı Yoğurt
* 1 Çay Bardağından biraz az sıvıyağ
* 1 Çay Kaşığı kabartma tozu
* 1 Çay Bardağı toz şeker
* Aldığı Kadar Un (Bu tabiri sevmesemde bazen kullanmak gerekiyor işte)

Üzeri İçin
* 3 Adet Orta boy Elma
* 1 Tatlı Kaşığı Tarçın
* 2 Yemek kaşığı toz şeker
* Bir miktar çekilmiş ceviz içi
Öncelikle bütün malzemeler karıştırılarak yumuşak ele yapışmayan bir hamur elde edinceye kadar un ekleyerek tart hamuru hazırlanır. Hamurdan küçük bir parçasını ayırıp buzlukda donduruyoruz. Kalan hamurumuzu orta boy tepsi veya tart kalıbına elimizle bastırarak yayıyoruz. (Benim kullandığım orta boy bir tepsiydi küçük tart kalıplarıyla yapılanlar bizim eve yetmiyor :) ) Diğer yandan üzeri için elmaları rendeleyip, şekerini katarak suyunu çekene kadar pişirip ocaktan alınca tarçınını ve ceviz içini ekliyoruz. Elmalar ılıyınca hamurumuzun üzerine yayıp buzlukta dondurduğumuz hamuru rendeleyerek önceden ısıtılmış fırında 20-25 dakika pişiriyoruz. Fırından çıktığında pudra şekeri dökerek servis yapabilirsiniz. Ben yanında yine fırında pişirdiğim sigara börekleriyle servis yaptım. Elmalı pasta, elmalı tart hiç farketmez elmalı tadları seviyorum ben. Eğer sizde seviyorsanız buyrun deneyin. Afiyet olsuuuuuunnnn...

23 Kasım 2007

ŞOKTAYIM

Hepimizin çok sevdiği blogcu arkadaşımız, Büyüleyen Mutfak Blogunun sahibesi Sevgili Esra bugün sabah aramızdan ayrıldı. Daha dün kendi sayfasında beni merak etmeyin derken bizleri çok üzdü. Böyle bir anda insan ne diyeceğini bilemiyor. Sevgili Esra her ne kadar seni tanımasamda sıcaklığını yakınlığını sevecenliğini hissedebiliyordum. Bu sana yakışmadı Esra . Mekanın cennet olsun. Allah rahmet eylesin. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Sevgili Esramız için taziye defteri açıldı. Adresi burada

http://esranintaziyedefteri.blogspot.com/

20 Kasım 2007

RENKLI PUDING

Renkli Puding yapmak istermisiniz. Cevabınız evetse işte buyrun. Tarifimiz burda. Bu pudingi Kaynana Çatlatan Tarifler etkinliği için hazırladım. Gerçi ortada çatlayacak bir kaynana yok ama olsun. Gelecekteki kayınvalideme ithaf olunur. Çatlasın Kaynanalar...

Hazırlaması çok kolay sunumu, görüntüsü hoş bir lezzet oldu.
Renkli pudingimiz için gerekli malzemeler
* 3 Çay Bardağı Mısır Nişastası
* 3 Çay Bardağı Toz Şeker
* 6 Çay Bardağı Süt (Beyaz Katı İçin)
* 2 Çay Bardağı Portakal Suyu + 4 Çay Bardağı su (Portakallı Katı İçin)
* 2 Çay Bardağı Vişne suyu + 4 Çay Bardağı su (Vişneli Katı İçin)
* 1 Paket Portakal Kremalı Bisküvi
* 1 Çay Bardağı Çekilmiş Ceviz ve Fındık İçi Karışımı
(Renklendirme için arzu ettiğiniz meyve suyunu kullanabilirsiniz. )

Yapacağınız renk sırasına göre tencereye 1 Çay bardağı mısır nişastasını, 1 çay bardağı toz şekeri ve toplamda 6 çay bardağı sıvımızı ekledim. Ben önce Portakaldan başladım. Portakalın kabuğunu da rendeleyerek biraz koku vermesini sağladım. Orta dereceli ateşte karıştırarak koyulaşana kadar pişirdim. İlk katı Dikdörtgen borcama döktüm. Üzerine mutfak robotunda ufaladığım kremalı bisküviden ve ceviz-fındık içi karışımından döktüm. İkinci aşama için beyaz rengi seçtim. 6 çay bardağı süt, 1 çay bardağı mısır nişastası ve 1 çay bardağı şekeri pişirdim. Portakallı katın üzerine döktüm. Araya tekrar bisküvi, ceviz-fındık içi döktüm. Ve son aşama içinde 2 Çay bardağı Vişne suyu + 4 çay bardağı su karışımını kalan 1 çay bardağı nişasta ve 1 çay bardağı şekerle buluşturdum. Yapması üç aşamalı da olsa çok kolay ve pratik bir tarif. Ben de zaten son günlerde sürekli pratik tariflerden gidiyorum. Pudingi dikdörtgen borcama döküp dilimleyerek servis yaptım. Alternatif sunum önerisi olarak da bir tanesini bardağa döktüm. Yanında benim çok sevdiğim rulokatlarla servis yaptım. Ne dersiniz kaynanam çatlar mı :)
Sevgili Lale'ye de böylesine eğlenceli bir konu seçtiği için teşekkür ediyor etkinliğinde başarılar diliyorum.

18 Kasım 2007

PATATES KROKET

Kış hazırlıklarından bu kadar görüntü yeter. Artık yeni tarif zamanıdır. Patates Kroket ya da Patates Köftesiyle karşınızdayım.


Et veya tavuk yemeklerinin yanına çok yakışan bir garnitür oldu.


* 4 Adet orta boy haşlanmış patates
* 1 adet yumurta
* 2 Yemek kaşığı galeta unu içine
* 3 Yemek kaşığı galeta unu dışına
* 2 Yemek kaşığı un
* Kızartmak için sıvıyağ
* Tuz, karabiber


Patatesleri haşlayıp kabuklarını soyduktan sonra ezerek püre haline getiriyoruz. 2 yemek kaşığı galeta ununu,bir yumurtanın sarısını( akını dışında kullanacağız), tuzunu ve karabiberini ekledikten sonra elimizle yoğurarak şekil veriyoruz. Önce yumurta akına sonra una ve galeta ununa batırarak sıvıyağ eklediğimiz teflon tavada kızartarak servise hazır hale getiriyoruz.

Hazırlaması da çok kısa sürüyor. Acil durumlar için ya da akşam 5 çaylarında gayet güzel bir alternatif olabilir.
Deneyenlere şimdiden afiyet olsun.

14 Kasım 2007

YE#28 KIŞ HAZIRLIKLARI

Kış hazırlıkları etkinliğinde sevgili Mahzun Prensese kolaylıklar diyerek ben de mutfağımızdaki kışlıklarımızdan bazılarına yer vermek istedim. Aslında her evde her mutfakda yapılan hazırlıklar bunlar. Yapım aşamaları bazen zahmetli olsa da evde hazırlanmasının verdiği iç rahatlığıyla daha bir lezzetli gelir bunlar bana.

Paylaşacak o kadar çok hazırlık var ki ama hepsine burda yer vermek biraz zor. Bizim mutfağımızdan tarhana hiç eksik olmaz. Geçen yıldan epeyce tarhana kaldığı için bu yıl annem tarhana yapmadı . Teyzemler yaptı sağolsunlar bize de verince kışı geçirecek tarhanamız oldu.

Bizim hazırladıklarımız arasında domates ve biber salçası, konserve şeftali kompostosu- vişne kompostosu, kurutulmuş biber-patlıcan ve tabiki turşu var. Daha iki gün önce de annem konserve domates sosu yaptı ama onu resimleyemedim.

Biz patlıcanları hem dolmalık olarak hem de dilimleyerek yemeklik olarak kuruturuz. Bulgur, soğan ve kıymayla kurutulmuş patlıcanın yemeği çok güzel olur. Üzerine de sarımsaklı yoğurt dökerek yenir.
Yandaki resimde de turşu ve konserve kompostoluklar var. Şeftali ve Vişne kompostoları.
Burda da tarhana ve biber salçası var. Soğuk kış günlerinde sıcacık bir tabak tarhana ne güzel gider değil mi. Sevgili Mahzun Prenses etkinlikde sana tekrar kolaylıklar diliyorum.


Ayrıca Aralık ayında da bana bekliyorum sizleri. Zeytinyağlı yemeklerinizi hazırlamaya başlayın. Görüşmek üzere hoşcakalın.

5 Kasım 2007

YE#29

Merhaba Yemek Dostları,
Aralık Ayı Yemek etkinliğini düzenlemek bir tesadüf sonucu bana kısmet oldu. Etkinlik kuralarının daha önceden belirlendiğini biliyorum, yeni evsahibi alımının da bir süreliğine kapatıldığını biliyorum. Bütün bunları bilirken acaba bana ne zaman bir etkinlik düzenlemek kısmet olur diye düşünmekten kendimi alamazken bir baktım Aralık ayını düzenleyecek arkadaşımız etkinliği düzenleyecemeyeceğini bildirmiş. Uzun lafın kısası o arkadaşımız Aralık ayını boşaltınca ben de onun yerini alıverdim. Bu arada etkinliği kim düzenleyecekti onu da bilmiyorum. Burdan o arkadaşımıza sevgilerimi gönderiyorum etkinliği düzenleyemese de katılarak kendisini tanımak istiyorum (ama kimbilir belki de tanıdığım biridir?).
Etkinlik konumuzu zeytinyağlı yemekler olarak belirledim. Daha önce yapılan etkinlikleri de inceleyince konu bulmakta biraz zorlandım. Bu yüzden logo belirlemek de biraz gecikti.
Sizlere mutfağımızın vazgeçilmezi zeytinyağı hakkında internette yaptığım araştırmalardan biraz bilgi vermek istiyorum. Aslında bunları hepimiz biliyoruz. Ama etkinlik vesilesi ile hatırlayalım istedim.

Türk mutfağında zeytinyağı... Zeytinin Akdeniz'deki tarihi çok eski dönemlere dayanır. Akdeniz topraklarında yetişen verimli zeytin ağaçları bu bölge ülkelerinin yaşam tarzlarını yoğun olarak etkilemiştir. Özellikle Roma İmparatorluğu döneminde zeytinyağı ticareti tüm Akdeniz'i içine alan bir yapıya sahip olmuştur.

Zeytinyağı günümüzde özellikle Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğun olarak kullanılır. Ege yöresinde sabah kahvaltılarının vazgeçilmezlerinden zeytinyağı günümüzde Türkiye'nin birçok bölgesinde üretiliyor. Zeytinyağlı yemekler, dünyada "soğuk başlangıç yemekleri" olarak kabul edilse de, Türk mutfağında zeytinyağlılar başlangıç yemeği sayılmaz. Bizde zeytinyağlılar ana yemek kategorisinde kabul edilir. Özellikle sıcak yaz günlerinin vazgeçilmezlerinden olan zeytinyağlı yemekler, dünyada ‘zeytinyağlılar' kavramının kullanıldığı tek ülkenin Türkiye olmasını sağlamaktadır

Türkler, Anadolu'yu Doğu Roma İmparatorluğu'ndan devralırken, Romalılar'ın zeytinyağı kültürünü korudular, korumanın da ötesinde zenginleştirdiler. Anadolu'daki kültürler mozayiği Osmanlı potasında eridi ve ortak bir Anadolu kültürü oluştu. Zeytinyağlı yemeklerin Osmanlı mutfağında daima çok özel bir yeri oldu. Zeytinyağıyla yapılan yemekler, Osmanlı döneminde şehirden köylere kadar yaygınlaştı. Osmanlı mutfağı, bugünkü yemek kültürümüzün de temelini oluşturdu. Türkiye'de zeytinyağı deyince hayali bir Samsun-İskenderun hattından söz edilir. Buna göre zeytinyağlı yemekler, en çok bu hattın batısında kalan bölgede yoğun bir şekilde yapılır. Zeytin ağaçlarının buralarda yetişmesi de, bunun bir göstergesidir. Bu durumun tek istisnası Gaziantep ve çevresidir. Bu bölgede zeytinyağı üretilir ve birçok zeytinyağlı yemek severek yenir. Ege kıyılarına baktığımızda ise, bölge insanının zeytinyağıyla birlikteliğinin sabah kahvaltısında başladığını görürüz. Sabahları sofraya bir çanak zeytinyağı getirilir, üzerine kekik ve kırmızı biber ekilir ve kızarmış ekmek banılarak yenir. Diğer bölgelerde ise zeytin, kahvaltı sofrasının değişmez yiyeceklerindendir. Zeytinyağlı yemekler, dünyada "soğuk başlangıç yemekleri" kategorisinde değerlendirilse de, bu sınıflandırmanın Türk mutfağı için tam doğru olduğu söylenemez. Çünkü zeytinyağlıları yemeğin başında ve az miktarda yemek, bizlerin yemek alışkanlıklarına uymaz. Türkiye'de zeytinyağlılar, ana yemekler arasında kabul edilir. Yüzyıllardır, sıcak yaz günlerinde hafif ve serin bir yemek yemek için zeytinyağlılar tercih edilir. Dediğimiz gibi, ülkemizde zeytinyağı en yoğun olarak Ege kıyılarında tüketilir. Dolayısıyla Ege insanının zeytinyağının kullanımı konusunda uzman olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Biraz da zeytinyağının faydalarına göz atalım.
Doğanın insan oğluna armağan ettiği en değerli besinlerden birisidir zeytinyağı. Bu mucizevi yağın sağlık açısından sunduğu nimetler saymakla bitmez . Çocukluktan yaşlılığa yaşamımızın her döneminde zeytinyağı sağlığımızı bir çok açıdan olumlu yönde etkiler. Zeytinyağı kalp ve damar hastalıklarında temel risk faktörü olan kolesterolü azaltarak damar tıkanıklıklarını önler. Zeytinyağı kolesterol içermez. İnsan bünyesinde kandaki kolesterol seviyesini düşürür, kötü huylu kolesterolü azaltırken, iyi huylu kolesterole dokunmaz. Halbuki diğer bitkisel sıvı yemeklik yağlar kolesterol seviyesini düşürürken kötü kolesterol ile birlikte iyi kolesterolü de düşürür. Bu durum zeytinyağı lehine büyük bir avantajdır. Sıcak ve soğuk tüketildiğinde mide asitliğini azaltarak gastrit veya ülsere karşı koruyucu bir rol oynar. Safra taşı riskini azaltır ve taşların erimesine yardımcı olur. Kemik ve dişlerin gelişmesini hücre ve dokuların yenilenmesini sağlar, yaşlanmayı geciktirir. Bebek bekleyen ve emziren annelerin beslenmesinde en uygun yağdır. Zengin antioksidan içeriğinden dolayı yaşlılarda ve bebeklerde beyin ve sinir sisteminin gelişme ve yenilenmesinde oldukça önemli rol oynar. A, D ve E vitaminlerince zengindir. Zeytinyağı, hazmolma derecesi en yüksek yağlardan biridir. Antioksidan maddeler içermesi nedeni ile diğer yağlara göre yüksek sıcaklıklarda bile daha dayanıklıdır ve bu özelliğine bağlı olarak kızartmalarda kullanılabilecek en sağlıklı yağdır. Zeytinyağları, bileşimi nedeniyle derin yağda kızartmalarda diğer bitkisel sıvı yağlardan çok daha fazla defa ve süre bozulmadan kullanılabilir. Zeytinyağı, ekmek, pasta, kek, bisküvi vb gibi fırında pişen mamullere lezzet verir, bu tip gıdaların kurumasını önler.

Bütün bunlar zeytinyağını mutfağımızdan eksik etmemek ve her yemeğimizde kullanmak için yeterli değil mi? Evet ne duruyoruz haydi mutfağa.... Eminim birbirinden lezzetli, birbirinden sağlıklı zeytinyağlı yemekler vardır sizlerde. Etkinliğimize herkesi bekliyorum. Tariflerinizi
sicakpaylasimlar@gmail.com adresine nerden katıldığınızı ve blog adınızı belirterek resimlerinizle
15 Aralık 2007 tarihine kadar gönderdiğiniz takdirde burada yer vereceğim. Sıcacık Paylaşımlarda görüşmek üzere hoşcakalın sevgiyle kalın.

NOT: Bilgi Alınan Kaynaklar
http://web.netbul.com/yemek/detay.asp?ID=47
http://www.denizce.com/zeytinyag.asp
http://www.zae.gov.tr/zeytinyagi/5.asp

EK NOT DÜZELTME: Etkinlik kodunu ekledim. Düzgün çalışıyor. Sevgilerimle
EK NOT 2: LOGONUN SİTELERDE DÜZGÜN GÖZÜKMEMESİNDEN DOLAYI YENİ LOGO DÜZENLEDİK. SEVGİLİ YASEMİN'İN DESTEĞİYLE YENİ LOGOYU EKLEDİM İLGİLENEN ARKADAŞLARA DUYURULUR.

2 Kasım 2007

SEBZELI MERCIMEK CORBASI

Soğuk kış günlerine adım attık. Yine çorbayla devam etmeye ne dersiniz. Sebzeli mercimek çorbası yaptım geçenlerde. Aslında sadece kırmızı mercimekle yola çıkmıştım bir baktım içine evde bulduğum bütün sebzeleri atmışım :) Hem lezzetli hem de bol vitaminli bir çorba oldu.


İşte malzemelerimiz:
1 Su Bardağı Kırmızı Mercimek, 1/4 Su Bardağı Pirinç, 1 Orta boy Patates, 1 Orta Boy Havuç, 1 Orta Boy Soğan, 7-8 Adet Taze Fasulye, Biraz Ispanak, 4 Yemek Kaşığı Sıvıyağ, Tuz, karabiber, pulbiber, nane
Mercimek ve pirinci haşladım. Diğer sebzeleri temizledikten sonra havuç ve patatesi küp küp doğradım. Hepsini düdüklü tencerede 7-8 dakika haşladım. Soğanı doğrayıp 2 yemek kaşığı sıvıyağda kavurdum. Haşlanan sebzeleri kavrulmuş soğan, pirinç ve mercimekle buluşturup blenderda ezdim. Göz kararınca sıcak su ekleyerek biraz kaynamaya bıraktım. Tuzunu karabiberini de unutmayalım tabi. Ayrı bir tavada 2 yemek kaşığı sıvıyağda nane ve pulbiberini kavurup üzerine gezdirdim. Sebzeleri haşlarken içine yazın balkonumuzda yetişen acı biberden de 1 adet eklemiştim acılı olsun diye. Soğukların ve hastalıkların kapımızı çaldığı bu günlerde besleyici bol vitaminli bir çorba oldu. Hepinize sıcacık mutlu günler. Afiyet olsun.

30 Ekim 2007

SEZENCIK KEKI

 

Resimde görmüş olduğunuz kek işyerimden Sevgili Arkadaşım Sezen için yapıldı. Bu nedenle de adını Sezencik Keki koydum :) Sezencim günlerdir hatta haftalardır yok yok aylardır başımın etini yiyordu kek isterim diye. Ben de artık dayamadım ve başımın etini yiyeceğine kek ye dedim ve bu keki yaptım.

Resimde belli olmasa da kekimiz hem kakaolu hem de azıcık kırmızı gıda boyası eşliğinde pembemsi bir kek oldu. Daha önceki denemelerimde gıda boyasının ayarını tutturamadığım için fazla kırmızı bir kek olmuştu. Bu sefer aynı sonucu almamak için kürdanın ucuyla boya ekledim o zamanda hafif pembe bir renk aldı.



Sezucuuuum kuzuuumm nasıl beğendin mi kekini? Ben üzerime düşeni yaptım. Artık senden ve diğer arkadaşlarımızdan da bu tip aktiviteler bekliyorum (Amiiin) .
Keki akşam pişirmiştim ancak soğumasını beklemeden yattım. Kalıptan sabah çıkartırım diye düşünmüştüm. Ama sabah kalktım keki çıkartmaya çalışıyorum bir düş kırıklığı da orda yaşadım. Kek kalıbından çıkmamakta direniyor. İşe geç kalmamak için mücadeleyi bıraktım ve kalıbıyla götürdüm.

Eğer beğenip de yapacak olursanız aşağıda ölçülerini veriyorum.


  • 3 Yumurta
  • 1 Su bardağı Süt
  • 1 Çay bardağı sıvıyağ
  • 1 Su bardağından biraz fazla şeker
  • 3 Su Bardağı Un (Un olarak Sinangil unlarının fındık aromalı kekununu kullandım tadı çok güzeldi ve çok da güzel kabardı)
  • 3-4 yemek kaşığı kakao
  • Renklendirmek için Kırmızı gıda boyası çok çok az.
Yumurta ve şeker mikserle çırpıldıktan sonra sıvı malzemeleri ekliyoruz. Sonrasında da ununu ekliyoruz. Elde ettiğimiz karışımdan iki küçük kaba kakao ve kırmızı renk eklemek için ayırıyourz. Kek Kalıbımıza önce sade karışımdan sonra da kakolu ve renkli karışımdan ekleyerek önceden ısıtılmış fırında 175-200 derece yaklaşık 50 dakika pişiyoruz.
Deneyenlere afiyet olsun.

29 Ekim 2007

29 EKIM CUMHURIYET BAYRAMI


Cumhuriyet

Yirmi Dokuz Ekimde,
Cumhuriyet kuruldu
Ulus özgür sesini,
Tüm dünyaya duyurdu.
Cumhuriyet bizlere
Armağandır Ata’dan
Egemenlik sesleri
Yükseldi Ankara’dan.
Al bayrağım göklerde,
Övünçle dalgalanır.
Cumhuriyet Bayramı,
Hep kıvançla kutlanır. (Hülya ÖNEL)

25 Ekim 2007

PATATES DOLMASI

  •   İşlerimin yoğunluğundan yeni tarif vermekde geciktim. Son günlerde ülkemizde yaşanan acı olayların etkisiyle de fazla bir şey yazmak istemedim. Dilerim böylesi acılar bir daha yaşanmaz.

    Patates dolmasının tarifini paylaşmak istedim sizlerle. Bu yemeğin benim mutfağa girip kendi başıma yaptığım ilk yemek olmasından bendeki yeri ayrıdır. Adını hatırlamadığım bir kitapda görüp heveslenmiştim yapmaya. O gün bu gündür çok severim ben Patates Dolmasını. Aslında geçen seneki Patates Yemek Etkinliğine bu yemekle katılmıştım. Ancak o zaman blogum yoktu. Sevgili Evren'de resmi bile olmadığı halde tarifimi beğenip yayınlamıştı. Burdan Evren'e sevgilerimi gönderiyorum. Genelde bu yemeği yaptığımda fırında makarna da yaparım. Ama bu sefer makarna yoktu.
    Tarifimiz ve Malzemeleri Aşağıda Sayıyorum.
  • 6 adet patates
  • 300 gr kıyma
  • 3 çorba kaşığı sıvı yağ
  • 1 adet kuru soğan
  • Yarım demet maydanoz
  • 2 çorba kaşığı salça
  • Karabiber, tuz, pul biberPeki Nasıl Yapılır ? Patatesler yıkanır, soyulur, ortadan ikiye kesilir, içleri biraz oyulur ve tuzlanir. Ben genelde bol yağda patatesler hafif pembeleşene kadar kızartıyorum. Ama daha hafif olsun derseniz biraz yumuşayıncaya kadar 
haşlayabilirsiniz. 2 kaşık yağ kızdırılır, doğranmış soğan kavrulur, kıyma eklenir. Kıyma ve soğanlar kavrulduktan sonra 1 yemek kaşığı salça eklenir. Ince kıyılmış maydanoz eklenir. En son baharatlar eklenir. Kızartıp yağını emmesi için kağıt havlunun üzerine aldığımız patateslerin içine kıyma harcımızdan dolduruyoruz. Fırına dayanıklı bir kaba dizdikten sonra 1 bardak sıcak su içinde 1 yemek kaşığı salça eritilir, kalan 1 kaşık yağ eklenir ve patateslerin üzerine dökülür. Fırında 15-20 dakika 180-200 derecede pişirilir. Yanında turşuyla çok seveceğinizi düşündüğüm bir yemektir. Afiyet Olsun...

22 Ekim 2007

DAHA NE KADAR ASKERIMIZ SEHIT OLACAK



Daha Ne kadar Ailenin Canı Yanacak? Bu Gidişe Kim Dur Diyecek? Şehit Ailelerine Allahtan Sabır Diliyorum. Arkadaşlar bloglarımıza Bayrağımızı yayalım. Birlik ve Beraberliğimizi tüm dünyaya ispat edelim.

19 Ekim 2007

MISIR CORBASI

Bu benim ilk etkinliğim. Sitem henüz yeni olduğu için katılmakta geciktim. Ama sağolsun Sevgili Yeşim süreyi uzatdı ve ben de herşeye rağmen bu etkinliğe yetiştim. Herşeye rağmen diyorum çünkü resimler evdeki bilgisayarda kaldığı için gündüz yayınlayamadım. Yeşim'e akşam göndersem olur mu dedim o da bekliyorum deyince eve gelir gelmez bilgisayar başına geçtim. Bilgisayarımı açtım ama o da ne??? Telekomdaki grev bizi de etkilemiş. İnternet ayarlarım bozulmuş. Ayarları yapmak için bir uğraş verdim ve en sonunda zafer benimdir deyip siteye giriş yaptım :))


Mısır Çorbası ile katılıyorum bu ayki etkinliğe. Bu çorbayı ilk kez annem Ordu'ya gittiğinde tatmış ve gelirken getirdiği kırık mısırla bize de yapmıştı. Ben çok sevdim bu çorbayı. Efendim malzemelerimizi sayacak olursak bu çorba için neler lazımmış aşağıda yazıyorum....

Mısır Çorbası

  • 2 Su Bardağı Kırık Mısır (Mısır Bulguru olarak da geçer)
  • 1/2 Su Bardağı Kurufasulye/Nohut (Ben Nohut Kullandım)
  • 400 gr. Süzme Yoğurt
  • Tuz,Tereyağ, Nane

Kırık mısır ve nohut akşamdan ıslatılır. Daha sonra tencerede haşlanır. Haşlarken fazla erimemesine dikkat edelim. Haşladıktan sonra ılıkken yoğurdunu ve tuzunu ayarlıyoruz. Üzerine arzuya göre tereyağında nane kavrularak gezdirilir. İsterseniz çorbamızı sütlü olarak da yapabilirsiniz. Sütle yapıldığında nohut /kurufasulye eklenmez.Sevgili Yeşim evsahipliğinden dolayı sana da burdan teşekkür ve sevgilerimi gönderiyorum.

16 Ekim 2007

KADAYIF

Bu bayram öncesi benim işlerimin yoğunluğundan annemin de başka koşturmaları yüzünden fazla bir hazırlık yapamadık. Tatlı için ancak kadayıf hazırlayabildik. Eski bayramların heyecanı artık kalmadı. Herkes bir koşturma bir telaş içinde. Ben küçükken sabah erkenden kalkardık. Abim ve babam bayram namazına giderdi. Onlar gelince önce biz çocuklar anne-babamızın elini öperdik, sonra da büyüklerimiz bayramlaşırdı. Kahvaltı için de anneannemlere gider orda bütün aile toplanırdık. Teyzemler, kuzenlerim, dayımlar kocaman bir aile keyifle kahvaltımızı yapar sonrasında herkes kendi programınca bayram ziyaretlerine başlardı. Şimdilerde bayram ziyaretleri yok denecek kadar azaldı. Biz ailece bu bayram ritüellerini elimizden geldiğince devam ettirmeye çalışıyoruz.

Kadayıfa gelecek olursak ben kadayıfı fazla kızarmış kıtır tadda sevmiyorum. Benim kadayıfım biraz yumuşak olucak. Herkesin damak zevki farklıdır tabi kimi fazla kızarmış ister kimi yumuşak olsun der. Burda görmüş olduğunuz kadayıf ikisinin ortasındaydı. Yani ne kıtırdı ne çok yumuşakdı tam kararındaydı anlıyacağınız.

Malzemeler
  • 700 gr. Tel Kadayıf
  • 125 gr. Tereyağ
  • 1 Çay Bardağı Sızma Zeytinyağı
  • Arasına 1,5 Su Bardağı Çekilmiş Ceviziçi
Şurubu İçin
  • 4,5 Su Bardağı Toz Şeker
  • 4 Su Bardağı Su
  • 3-4 Damla Limon Suyu
Kadafı tepsiye yayıp elimizle didikleyerek parçalıyoruz. Tavada erittiğimiz tereyağına zeytinyağını da ekleyip kadayıfın üzerine gezdirip elimizle harmanlıyoruz. Kadayıfı ikiye ayırıp ilk partiyi tepsiye sıkıştırarak döşüyoruz. Araya ceviziçini döküp kalan yarısını döşüyoruz. Mümkün olduğunca elimizle bastırarak sıkıştırıyoruz. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede kızarana kadar pişiriyoruz. Kadayıfımızı 45-50 dakikada ağır ağır pişirirsek hamur olmasını engelleriz. Şurubunu da bir tencereye şeker ve suyumuzu karıştırarak kısık ateşte 20-25 dakika kaynadıktan sonra limon suyunu ekleyerek hazırlıyoruz. Her ikisi de ılıkken şerbetini döküyoruz. Afiyet Olsun....
EK NOT: Sevgili arkadaşlar Kadayıf için güzel yorumlarınızı Anneme iletiyorum. Farkettimki yazımda kadayıfı annemin hazırladığını belirtmemişim. Sevgiyle...

14 Ekim 2007

BİBERLERİM


Bugün Ramazan Bayramının son günü. Ankarada aylardır beklenen yağmur nihayet dün gece yağdı. Umarım bir süre daha yağmurları konuk ederiz şehrimizde. Yoksa susuzluktan kuruyup kalacağız. Çevremdeki ağaçlara bakıyorumda bütün yaz aşırı sıcaklardan ve süre gelen susuzluktan yaprakları sararıp solmuş. Ağaçların o hallerini gördükçe çok üzülüyorum. Dilerim bu yağmur susuzluklarını bir parça gidermiş olsun.

Burda gördüğünüz biberleri yazın balkonumuzda yetiştirdik. Ben taze biber yemeyi çok severim. Üstelik bol C vitamini içerdiği için sağlık açısından da çok faydalı. Bayram için hazırladığımız ikramlıkları sırayla yayınlayacağım ama önce şu güzelim biberlere bir göz atalım.

11 Ekim 2007

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN




Herkese şeker gibi mutlu bayramlar diliyorum.

9 Ekim 2007

RAMAZAN PIDESI

Ramazanın sonuna geldiğimiz bugünlerde ramazan pidesinden eksik kalmak istemedim. Açıkcası ilk defa deniyorum ve annemin desteği olmadan yaptım. (Zaten istesemde destek alamazdım annem şehirdışındaydı valla :) ) Sonuç gayet başarılı oldu.


Pidenin tarifini Sevgili Selin'den almıştım. Ben Selin'in ölçülerini yarıya düşürerek uyguladım. Oldukça doyurucu bir pide ortaya çıktı.
Tamam sabırsızlanmayın tarif ve ölçüleri veriyorum.
Ramazan Pidesi
  • 4 Su Bardağı Un
  • 1 Su Bardağı Süt
  • 1 Su Bardağı Su
  • 1/2 Çay Bardağı Sıvıyağ (Ayçicek veya Mısırözü)
  • 1 Yemek Kaşığı Toz Şeker
  • 2 Çay Kaşığı Tuz
  • 1/2 Paket İnstant Maya
  • Üzeri İçin
  • 1 Yumurta Sarısı
  • 1 Yemek Kaşığı Sıvıyağ
  • 1 Yemek Kaşığı Süt
  • Susam ve Çörek Otu
Sıvı Malzemeleri bir kapta karıştırın. Unu hamur kabına aktarıp ortasını Havuz yapıp şeker, tuz ve mayayı dökün. Ve yavaş yavaş sıvı karışımı ekleyerek hamurumuzu yoğuralım. Yalnız benim hamurum 1/2 su Bardağı un daha aldı. (Yani 4 + 1/2 Su Bardağı Un Kullandım). Hamur elinize yapışmayacak kıvama geldiğinde üzerini temiz bir bezle örtüp yaklaşık 1 saat kadar mayalanmaya bırakıyoruz.
Hamur mayalandıktan sonra biraz yoğurup içindeki kabarcıkların çıkmasını sağlıyoruz. Sonrasında yuvarlak fırın tepsisine pişirme kağıdı serip elimizle şekil veriyoruz. Üzerine yumurta sarısı süt ve 1 tatlı kaşığı yağ sürüp susam ve çörek otu serpin. Hamur pişerken de gayet güzel kabardı. Benim pidem biraz tombulca oldu :)
Isıtılmış fırında 2oo derecede yaklaşık 45 dakika pişirin. Afiyet Olsun. Selincim tarif için sana da çok teşekkürler.

4 Ekim 2007

MEYVALI TART


Bu tartın hamurunu Cafe Fernando Cenk'in sitesinden aldım. Tabi benim yaptığım biraz acemice oldu. Ne yalan söyleyim bir bayan olarak Cenk'in yaptıklarını görünce utandım. Cenk'in yaptığı tartlarla benim yaptığım tart arasında dağlar kadar fark var. Ama lezzeti güzeldi. Aile üyelerinden olumlu yorumlar aldım. Özellikle Abimin bu konudaki yorumu önemliydi ki o da beğendiğini söyledi. Çünkü abim turizm otelcilik alanında uzunllar çalıştı ve damak tadı iyidir.
Tart hamurunun tarifi için Cenk sitesinde yeterince ıklama yapmış. İlgilenenler Cafe Fernando'ya uğrasınlar. Tart hamurunu hazırladıktan sonra gerisi sizin damak tadınıza ve yaratılıcığınıza kalmış. Ben üzeri için evdeki elma ve sert armutları değerlendirdim (İki Adet Elma ve iki adet armut kullandım). Elma ve armutların kabuklarını soyup dilimdedim ve üzerine kararmamaları için bir limonun suyunu ekledim. Biraz tarçınla tatlandırdım. Ayrıca meyvaları hamurun üzerine yerleştirdikten sonra bir avuç cevizi robotdan geçirip bolca döktüm. Ve fırına verip pişmesini sabırsızlıkla bekledim. İftardan sonra çayıma eşlik etti.
Meyvalı tatları sevenlere tavsiye edebileceğim bir tarif.

1 Ekim 2007

KAKAOLU HINDISTAN CEVIZLI ISLAK KURABIYE

Kakaolu Hindistan Cevizli Islak Kurabiye Ve Karşınızda İlk Tarifim. Beğeneceğinizi umuyorum. Aslında mutfak konusunda bizim ailede annemin yemekleri ünlüdür. Elbette herkesin annesinin yemekleri güzeldir ama ben annemin yemeklerini hiç bir yemeğe değişmem. Kısacık zamanda dört çeşit yemeği ve tatlısını yapar çıkar mutfakdan. Ben maalesef anneme fazla çekmemişim.


Kakaolu Hindistan Cevizli Islak Kurabiye

- 2 Yumurta

- 1/2 Su Bardağı Toz Şeker

- 1 Paket Yumuşak Margarin

- 3 Yemek Kaşığı Kakao

- 1 Paket Vanilya

- 1 Paket Kabartma Tozu

- 1 Yemek Kaşığı Yoğurt ve Ustaların deyimiyle aldığı kadar un.

- Üzeri İçin Hindistan Cevizi

- Ayrıca 3/4 Su Bardağı Toz Şeker

- 1.5 Su Bardağı Su ile Çok Koyu Olmayan bir Şerbet Hazırlıyoruz

İlk gruptaki malzemelerle yumuşak bir hamur yapıp kurabiyelerini şekillendirip 190 derece fırında pişiriyoruz. Piştikten sonra Kurabiyeleri tepsiye ters çevirerek dizip ılık şerbeti döküyoruz. (Kurabiye Sıcak, Şerbet Ilık olacak). 5 Dakika kadar şerbeti çektikten sonra kurabiyelerin şerbetli yüzeyini hindistan cevizine batırıp servise hazır hale getiriyoruuuuzzz...

Not: Ben bir dahaki sefere Cafe Fernando Cenk'in tavsiyesine uyarak hamuruna bitter çikolatayı küçük parçalara ayırarak eklemeyi düşünüyorum.