20 Ağustos 2008

KAYISILI TURTA




Nihayet yeni tarif eklemeye vakit yaratabildim... Evde bilgisayarım ve internet bağlantım olmadığı için biraz sıkıntılı oldu yeni tarif eklemek....

Neyse geç olsun da güç olmasın diyelim... Hafta sonu yaptığım Kayısılı Turta'yı bakalım beğenecekmisiniz... Tadanlar beğendi, eee ben de beğenmelerine sevindim...

Daha önce yaptığım Elmalı Tart hamurunu kullandım... Yalnız internetim olmadığı için yumurta ekleyip eklemediğimi hatırlayamadık annemle... Yumurtasız yaptım bende... Ama yumurtasız da güzeldi... Sadece Elmalı tartın hamuru daha yumuşak olmuştu... Artık tercih sizin nasıl yapmak isterseniz...

Tart Hamuru İçin
* 2 Yumurta (Burda kullanmadım)
* 1 Çay Bardağı Yoğurt
* 1 Çay Bardağı sıvıyağ
* 2 Yemek kaşığı yumuşak tereyağ
* 2 Çay Kaşığı kabartma tozu
* 1 Su Bardağı toz şeker
* 4 Su bardağı un


Üzeri İçin

* 20-25 adet taze kayısı

*2-3 Yemek Kaşığı Kayısı Reçeli

Kayısıların çekirdeklerini çıkartıp bir tavada üzerine 2-3 yemek kaşığı toz şekerle kısık ateşte 5 dakika kadar pişirin...

Hamur malzemeleriyle yumuşak bir hamur yapıp merdaneyle açın. Kullanacağınız kalıbı hafifce yağlayıp hamuru kalıba yerleştirerek elinizle kenarlarını yükseltin...

Önceden ısıtılmış fırında hafifce pembeleşene kadar pişirin. Pempeleşince fırından alıp kayısı reçelini (varsa marmelatı daha iyi olur) fırçayla üzerine sürün. Pişen kayısıları üzerine yerleştirip tekrar kaldığı yerden pişirmeye devam edin... Ilıdıktan sonra isterseniz dondurmayla isterseniz sade olarak servis yapabilirsiniz.... Herkeslere afiyet olsun...

21 Temmuz 2008

BEN GELDİM



Eveett sevgili arkadaşlarım... Birçoğunuzun bildiği gibi yoğun bir dönem yaşıyordum abimi sonunda evlendirdik... Epeyce koşturmamız oldu, fakat sonunda çok güzel bir nikah ve sonrasında bir düğün yemeğiyle onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine... (Doğru yazdım inşallah böyle derler değil mi :) )

Nikahın hemen sonrasında da ani gelişmeler sonucu kendimi Didim-Akbük'ün sakin sularında buluverdim... Sizlere ben gidiyorum demeye vakit bile bulamadım... Bunca koşturma ve yorgunluğun ardından iyi geldi doğrusu... Darısı tatil yapmayanların başına olsun :)

Yokluğumda pek çok arkadaşım ziyaret etmiş, sağolsunlar... Biriken işlerimi hafiflettikten sonra tekrar aranızda olacağım... Şimdilik hoşcakalın, sizleri seviyorum... (Not: Resim Bodrum Kalesi Geçen yaz tatilinden... Bu yıl resim bile çekmedim)

7 Temmuz 2008

ÇİLEKLİ PARFE


Yoğunluğumuz son sürat devam ederken cumartesi akşamı arkadaşlarımıza yemeğe davetliydik... Bizim için keyifli bir akşamdı... Cuma günü ne yapıp götürsem telaşında arkadaşların sayfalarına bakarken tariflerinden çok emin olduğum Burçin'in sayfasına uğradım... Burçin'deki Vişneli Parfe'yi görünce de aradığımı buldum dedim...
*************
Tam yaz sıcaklarına uygun hafif serinletici bir tatlıydı Vişneli Parfe... Cumartesi gündüz yapar akşam da götürürüm diye planlamışken evdeki hesap çarşıya uymadı... Benim parfeyi yapma girişimim akşam üzeri beş'i buldu parfenin donma süresi hiç kalmadı... Parfeyi yapıp buzluğa koyduğumda saat altıya geliyordu bizde yedi de evden çıktık...
*************
Arabada giderken zaten tam donmayan parfe iyice erimeye başladı... Arkadaşımızın evine girer girmez hemen buzluğa koyup dolabın ayarını artırdım ama yerken yine de tam donmamıştı ve parfemizi puding gibi kaşıklayarak yedik :)
*************
Ama bütün olumsuz şartlara rağmen parfenin tadı muhteşemdi... Davetli olan bir kaç arkadaş daha tatlı getirmişdi. Tatlı ikramına sıra gelince ben yaaa olmadı bu parfe daha donması lazımdı diye üzülürken bir baktım parfeye talep had safhada... Bir alan ikinciyi de alıyor... Resimdeki porsiyonluk parfeyi de eve bırakmıştım... Dün akşam fotoğrafladıktan sonra üç kişi paylaştık...


*************

Tarifin orjinalini Burçin'de... Ben de kendi yaptığım şekliyle veriyorum...

  • 2 kutu sıvı krema (400 ml)
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1.5 su bardağı temizlenmiş doğranmış çilek
  • 80 gr'lık sütlü çikolata ve 1 Paket Napoliten çikolata

Ayrıca

  • 2 + ½ su bardağı süt
  • ¼ su bardağı un
  • ¼ su bardağı mısır nişastası(Kavanozun dibinde kalan 1 yemek kaşığı nişastayı kullandım)
  • ½ su bardağı toz şeker
  • 1 paket labne peyniri (200 gr) (Marketde çilekli labne peynirini görünce çileklisini aldım ve vişne yerine çilekle yapmayı tercih ettim)

  1. İkinci kısımdaki malzemeleri Labne peyniri hariç muhallebi kıvamında pişiriyoruz. Kaynama noktasına gelince ocağı kapatıp labne peynirini ilave ederek mikser ile 7-8 dakika çırpıyoruz. (Burçin buradaki ölçüleri yarım ölçü kullanarak yapmış. Ben davetli sayısının fazla olması sebebiyle tam ölçü kullanarak yaptım)
  2. Diğer tarafda Sıvı krema ve pudra şekerini mikser ile 3 dakika çırpıyoruz.
  3. Pişirdiğimiz kremayla birleştirerek yaklaşık 3-4 dakika daha çırpıyoruz.
  4. Çilek ve çikolata parçalarını ilave ederek kaşıkla hafifçe karıştıryoruz.
  5. Ben dikdörtgen borcama streç film yayarak karışımı boşalttım ve buzluğa koydum. Sizler Burçin'in tavsiyelerine uyun ve en az 5-6 saat dolapta donmasını bekleyin...

Kalan bir kısım parfeyi de sufle kabında koyup dondurdum ve ertesi güne görüntülemek için bıraktım... Donmuş haliyle tadınca çok daha güzel olduğunu gördüm... Sunum açısından Burçin'in de belirttiği gibi baton kek kalıbında dondurduktan sonra dilimleyerek servis yapılabilir ya da benimki gibi sufle kaplarında dondurabilirsiniz...


Bu güzel tarifi paylaştığı için Burçin'e teşekkürlerimi gönderiyor sizlere de denemenizi tavsiye ediyorum... Herkese kocaman sıcacık sevgiler...

30 Haziran 2008

ÇİKOLATALI VE KAYISILI KURABİYELER


Haftasonu kuzenim Elif'le mutfağa girme fırsatım oldu birlikte bu kurabiyeleri yaptık. Elifciğim henüz 15 yaşında... Ben hamurunu yaptım birlikte şekil verip pişirdik... Aynı hamurla iki çeşit kurabiye yaptık ikisi de birbirinden lezzetli oldu... Tabi biraz fırında fazla tutmuşuz ama olsun o kadar da; mutfakda tadilat vardı ve ortalık fazla karışıktı yoksa bilerek fazla tutarmıyım hiç... Benim asıl niyetim cheesecake yapmaktı ama evde internetim olmadığı için tariflere bakabileceğim bir yer yoktu. Elimdeki dergileri de karıştırdım ama güvenilir bir tarif olmayınca kurabiye yapmaya karar verdik...
Kurabiye Hamuru İçin Malzemeler:

  • 2 Adet Yumurta,
  • 100 gr tereyağ ve göz kararı zeytinyağı (Tereyağını eritince zeytinyağıyla 1 su bardağına yakın oldu)
  • 1 Su Bardağı Yoğurt (Pınar)
  • Aldığı Kadar Un demek zorundayım çünkü ölçmeden koydum
  • 1 Su bardağı Toz Şeker
  • 1 Paket kabartma Tozu (Dr. Oetker)
  • 1 Paket Vanilya (Dr. Oetker)
Ayrıca
  • 1 Paket Sütlü Çikolata (80 Gr.)
  • 10-12 Adet taze Kayısı
  • 1/2 Su bardağı kırılmış fındık
  • 1 Tatlı Kaşığı Toz Şeker (Kayısıların üzerine serpmek için)


Hamur malzemeleriyle elimize yapışmayan yumuşak bir hamur yaptım. Hamuru ikiye ayırıp bir kısmına Elif'in ufak parçalara ayırdığı çikolataları ekleyip ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlak şekil verdik.
Diğer yarısına da elimle yassıltıp oval şekil verdim. Ve içlerine yine Elifciğimin küçük küçük doğrayıp üzerine 1 tatlı kaşığı toz şeker ve kırılmış fındıkları eklediği iç malzemesinden koyup küçük rulolar şeklinde sardık... Bu ölçülerle yaklaşık 40-45 adet kurabiye çıktı ama keşke daha fazla yapsaymışız çünkü tesadüfen gelen misafirlerimize de ikram edince bize fazla bişey kalmadı :)
175-200 derecede pişirip çıktıktan sonra üzerlerine pudra şekeri serperek afiyetle yedik... Sanırım mutfakda olmak Elif'in de hoşuna gitti... Bu tarif senin için Elifciğim artık İstanbula döndüğünde baban ve kardeşlerine yapıp yedirirsin...

27 Haziran 2008

ANKARA & İSTANBUL BULUŞMASI

Evet arkadaşlar İstanbul'lu blogcu arkadaşlar buluşur, Ankara'lı blogcu arkadaşlar buluşur, şimdi de Ankara ve İstanbul buluşması yaşandı :)

Dün İstanbul'dan Gönül Arkadaşımızın Ankara'ya ailesini ziyarete gelmesini fırsat bilip Ankaralı blogcu arkdaşlarımız Betül, Pınar, Hülya, Sibel ve Ben Gönül'ümüzü misafir ettik...

Çok güzel vakit geçirdik... Sohbetler ettik... Feyzacığım da telefonla katıldı sohbetimize... Onunla da kısa bir telefon konuşması yaptım... Bu gördüğünüz harika fincan seti Gönül'ümün bana hediyesi... Nasıl mahcup oldum hediyeyi alınca... Benim işyerim şehre uzak olunca alışveriş merkezlerine uzak kalıyorum... Son zamanlardaki taşınma ve diğer yoğunluklarım da eklenince benim hediye almak gibi bir eylemim olamadı... Gönül'cüğüm çok teşekkür ederim beni mahcup ettin canım... Ama çok da mutlu ettin... İnşallah ben de İstanbul'a gidersem orda da bir buluşma düzenleriz...
Seni de Ankara'ya daha sık bekliyoruz...




Bu sabunlar da Sevgili Betül'ümün kendi el emeği... Kesenin içinde bir sabunum daha var... Ama ben kullanmaya kıyamam ki bu sabunları... Betülcüğüm bu inceliğin için sana da çok çok teşekkürler...

Buluşmaya gelen bütün arkadaşlarıma çok teşekkürler... Gelemeyenlerin de biliyorum ki gönülleri bizimleydi...

Herkesin tatil planlarının olduğu bu dönemde tatil sonrası buluşmak üzere sözleştik...


Buluşma görüntüsü de vermeye çalıştım ama fotoğrafı düzenlemeyi beceremeyince vazgeçtim... Düzenlemeyi başarırsam daha sonra eklerim... Diyordum kiii Sezenciğimin yardımlarıyla düzenledim ve ekliyorum... (Soldan Sağa Hülya, Sibel, Ben,Gönül.Betül ve Pınar) Herkese sıcacık sevgiler...

26 Haziran 2008

ELMALI KEK


Son zamanlarda stokdan tarif veriyorum, mutfağa hiç girmiyorum desem yeridir. Bu kek de Pekmezli zencefilli kekle birlikte yapıldı, birlikte pişirildi... Malzemeler hemen hemen aynı... Zencefil ve pekmezi çıkartıp yerine elma ve ceviziçi ekledim... Üzerine de susam serptim...

Buradaki ana malzemeler temel kek tarifimdir , sadece içine meyve veya kakao ilavesiyle çeşitlendiriyorum...


  • 3 Yumurta ,
  • 1 Su bardağı Süt ,
  • 1 Çay bardağı sıvıyağ ,
  • 1 Su bardağı şeker,
  • 2 Adet Elma rendesi,
  • 1/2 Limon suyu
  • 1 tatlı kaşığı tarçın,
  • Susam (Göz kararı)
  • 3 Su Bardağı Un (Un olarak Sinangil kekununu kullandım) Bu yüzden kabartma tozuna gerek kalmadı
  • 1/2 Su Bardağı Çekilmiş Ceviziçi


*****

Elmaların kabuğunu soyup rendeledikten sonra üzerine limonsuyunu gezdirip tarçın ve çekilmiş ceviziçini ekliyoruz.

Yumurta ve şeker mikserle çırpıldıktan sonra sıvı malzemeler eklenir. Sonrasında da unu ekleyip elma rendesini hafifce karıştırıyoruz. Yağlayıp unladığımız kek kalıbını silkeleyerek unun fazlasını alıyoruz. Kek hamurunu kalıbımıza dökerek üzerine bolca susam serperek önceden ısıtılmış fırında 175-200 derece yaklaşık 50 dakika pişiyoruz. Ben önce 150 derecede 15-20 pişirdikten sonra derecesini artırdım... Zencefilli kekim yuvarlak kalıpda bu kek de baton kalıpda olunca her ikisini aynı anda pişirme şansım oldu... Dolayısıyla aynı anda iki harika kekim oldu...



Herkese afiyet olsun♥♥♥

18 Haziran 2008

PAMUK POĞAÇA

Bu poğaçalar da taşınmadan önce yapılanlardan... Bir süre yeni evimizde internetim olmayacak... Biraz blogla ilgilenmek zor olacak ama idare edeceğiz artık. Dolayısıyla yeni tarif eklemek de zorlaştı benim için... Taşındık yerleştik çok şükür... Ama yine yoğun bir döneme girdim... Sevgili abim Temmuz ayında evleniyor ve biz artık bu olaya yoğunlaştık... Hayırlısıyla abimin nikahını da geçirdikten sonra rahata ermiş olacağız...




Gelelim Pamuk poğaçalara...

Poğaçalarımız mayalı hamurdan imal edilmiş olup, içine haşlanmış patates ve muhtelif baharatlarla tatlandırılmış harç yerleştirilmiştir... Üzerine ise bilindiği üzere yumurta sarısı ve susam serpilmiştir... Yine bir kısmı piştikten sonra buzluğa konup daha sonra tüketilmiştir...
Efendim benden haberler böyle... Taşınma süresince ve taşındıktan sonraki iyi dilekleriniz için çok çok teşekkürler... Herkes yuvasında ağız tadıyla, huzurla ve en önemlisi sağlıkla sevdikleriyle birlikte yaşasın inşallah...
SEVGİYLE...

12 Haziran 2008

PEKMEZLİ ZENCEFİLLİ KEK


Sonunda taşındık... Evde yapılacak boya ve tadilat işlerinin uzamasından dolayı taşınma süreci biraz uzun ve sıkıntılı oldu ama nihayetinde yeni evimizdeyiz... Bir süre evde bilgisayarım ve internetim olmayacak bakalım nasıl alışacağım... Bu keki taşınmadan önce yapmıştım sabahları aceleyle çıktığımız için kahvaltı yapmaya vakit olmuyordu ben de bu keki yaptımki bir bardak sütle hemencecik atıştıralım diye... İyiki de yapmışım ben çok sevdim tadını... Dilimleyip buzluğa koydum ve ara ara çıkartıp yiyorum...
3 Yumurta ,
1 Su bardağı Süt ,
1 Çay bardağı sıvıyağ ,
1/2 Su bardağı şeker,
1/2 Su bardağı Pekmez,
1 tatlı kaşığı toz zencefil,
1 tatlı kaşığı tarçın,
3-4 adet dövülüp toz haline getirilmiş karanfil
Evde kavanozlarda bulduğum adını bilmediğim bir baharat daha kattım :) Zencefili andırıyordu ama zencefil değildi...
3 Su Bardağı Un (Un olarak Sinangil kekununu kullandım) Bu yüzden kabartma tozuna gerek kalmadı1 Su Bardağından biraz eksik file fındık


*****

Yumurta ve şeker mikserle çırpıldıktan sonra sıvı malzemeleri ekliyoruz. Sonrasında da un, tarçın, zencefil ve karanfilleri ekliyoruz. Yağlayıp unladığımız kek kalıbını silkeleyerek unun fazlasını alıyoruz. File fındığı kek kalıbının yanlarına ve tabanına bolca serpiyoruz. Ve kek hamurunu kalıbımıza dökerek önceden ısıtılmış fırında 175-200 derece yaklaşık 50 dakika pişiyoruz. Ben önce 150 derecede 15-20 pişirdikten sonra derecesini artırdım...(Kek yaparken Sinangil unu kullanmayı tercih ediyorum, çünkü çok daha güzel kabarıyor)

İçindeki pekmez ve baharatlardan dolayı biraz esmer bir kek oldu; ve pişerken mutfağa dağılan kokusu muhteşemdi... Bir dahaki sefere zencefili biraz daha fazla koymayı düşünüyorum... Denemenizi tavsiye ederim gerçekten tadı kıvamı çok güzeldi...

4 Haziran 2008

MERCİMEK KÖFTESİ

Mercimek Köftesini severmisiniz... Cevabınız evet ise buyrun size tarifi...

  • 1.5 su bardağı kırmızı mercimek
  • 2 su bardağı ince bulgur
  • Haşlamak için 4-5 su bardağı su
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1 Orta boy kuru soğan
  • 5-6 adet taze soğan
  • 1 demet maydanoz
  • 1 tatlı kaşığı pulbiber
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • Tuz
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • Marul Yaprakları
Önce mercimeği suda iyice haşlayın. Haşlandıktan sonra içine bulguru ekleyip tencerenin kapağını kapatın ve bulgurun şişmesini bekleyin. (Yaklaşık 15-20 dakika)

Zeytinyağının 2 yemek kaşığı ayırıp kalanıyla küp küp dopranan kuru soğanı kavurun.
Salçaları ve baharatları ilave edip biraz daha kavurun.


Bulgur şiştikten sonra iyice karıştırıp kavrulan soğanı ekleyelim ve biraz dinlendirelim.

Diğer tarafta maydanozları ve yeşil soğanları ince ince kıyın, karıştırın. Ayırdığımız 2 yemek kaşığı zeytinyağını da ekleyip küçük parçalar koparak şekil verelim.


Servis tabağına yıkayıp kuruttuğumuz marul yapraklarını dizelim ve mercimek köftelerini marulların üzerine yerleştirerek servis yapalım.



Hadi sizlere afiyet olsun...

31 Mayıs 2008

GECİKMİŞ BİR MİM BORCU


Bu aralar hem evde hem de işimde yoğunum... Benim işim muhasebe, işimi severek yapıyorum ancak son zamanlarda o kadar çok mevzuat değişikliği oldu ki artık nerden bulaştım dedirtiyor bana... Bazen arkadaşlarıma da "Bir daha dünyaya gelirsem ve siz de beni görürseniz beni uyarın muhasebeci olmayım" diyorum :)



İşin esprisi bir yana sevmeden yapılamayacak mesleklerdendir muhasebe... Ben de sevdiğime göre artık geri dönüşü yok. Ellbette her mesleğin kendince zorlukları vardır. Bence en çok mesleğini geliştirmek ve gündemi takip etmek zorunda kalan meslek grubunun başında doktorlarımız gelir, ikinci sırayı hukukçulara verirsek üçüncü sırada da muhasebeciler olmalı diye düşünüyorum...



Şirin mi şirin, tatlı mı tatlı blogcu arkadaşım, tanımaktan çok mutlu olduğum Maksat Muhabbet Olsun-Pınar'cığım nam-ı diğer Tombuk beni mimlemiş. Epeyce zaman geçti cevap vermek için ama durumum ortada taşınma telaşı, iş yoğunluğu vs. bir türlü zaman bulup yazamadım...


Mim konumuz okuduğumuz, okumakta olduğumuz ve okumayı planladığımız kitaplar...



Kitap okuma sevdası ilkokulda Cin Ali serisiyle başladı :) Hala Cin Ali serisi bende mevcuttur. Bir arkadaşım hediye etmişti beş-altı yıl önce ve çocukluğumun hatırası olarak saklıyorum. Çok severdim o zamanlarda Cin Ali kitapları okumaya. Sonrasında ilkokul ikinci sınıfa giderken okulumuzun düzenlediği bir resim yarışmasında üçüncü olunca bana ödül olarak Yalvaç Ural'ın bir şiir kitabı hediye edildi... Bu kitapla birlikte okuma sevgisi bende giderek yer etmeye başladı...



Hayatımın her döneminde kitaplar oldu. Kitapsız bir hayat düşünemiyorum. Son zamanlarda yoğunluktan dolayı okuyamıyorum ama eksikliği çok fazla hissediyorum...


**
Önce severek okuduğum bazı kitaplarımı sayayım.

**
Ayşe Kulin'den Sevdalinka, Füreyya, Nefes Nefese,
Zülfü Livaneli'den Mutluluk, Leyla'nın Evi,
Ziya Elitez'in düzenlediği Mevlana'dan Altın Öğütler,
Orhan Pamuk-Kar
Turgut Özakman'ın Çılgın Türkler'i
Rahmetli Babamın kitaplarından Aziz Nesin'den Zübük, Yüz Liraya Bir Deli, Şimdiki Çocuklar Harika...


**
Şiir kitaplarımdan bazıları ise


Özdemir Asaf'dan Yalnızlık Paylaşılmaz,
Yaşar Kemal'den Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana,
Hayyam Şiirleri


**
Yabancı Yazarlardan Okuduklarım

**
Milan Kundera- Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği,
Rhonda Byme-Secret,
Maeve Binchy- İtalyanca Aşk Başkadır, Yalnız Kadınlar Sokağı, Bir Dilek Tut Benim İçin,
Robin Sharma- Ferrasini Satan Bilge, Koza Kelebeği Bilmez,
Kathleen Mcgowan- Beklenen,(Son Okuduğum Kitap)


**
Okumakta olduğum kitabım yok çünkü yukarıda bahsettiğim gibi yoğunum, taşınma telaşı bitince hemen bir kitap alacağım....


**
Okumayı planladığım kitapların başında Elif Şafak-Siyah Süt, Turgut Özakman-Diriliş, Ayşe Kulin-Veda ve mesleki kitaplarım tabi ki onları unutmamak lazım; Vergi Mevzuatı, Uluslararası Raporlama Standartı,


**
Pınarcığım geciktiğimi biliyorum ama mazeretim var :) Kitaplarımın hepsi kutulandığı için kitaplarımdan görüntü veremiyorum... Ben de kimi mimlesem diye düşündüm ve aramıza yeni katılan ve bloğunda lezzetli yemeklerinin yanı sıra ilginç hikayeler de paylaşan aynı zamanda meslektaşım Derya'yı mimliyorum tabi kabul ederse... (Yazımın fotoğrafsız olmasını istemedim ve yine annemin çok sevdiği Yılbaşı Çiçeğinden bir görüntü)


Ve Mevlana'dan Altın Öğütler
  • Sen fikirden ve düşünceden ibaretsin. Senin varligin bunlardandır.Geri kalan sinir ve kemiktir ki onlar hayvanlarda da vardır.
  • Ne kadar bilirsen bil, soylediklerin karsindakinin anlayabildigi kadardir.
  • Kimde bir güzellik varsa, bilsin ki ödünçtür.
  • Keskin kılıç yumuşak ipeği kesmez.
  • Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı.
  • Bu dünya bir ağaca benzer; biz de bu ağaçta yarı ham, yarı olmuş meyveler gibiyiz.
  • Kitaplardan önce kendimizi okumaya çalışalım.


Herkese bol kitaplı günler... Sevgiyle...

23 Mayıs 2008

PEYNİRLİ KIRMIZI BİBERLER

Bu biberleri geçenlerde sevgili abiciğimin doğum gününde yapmıştım. Akşam yemeğinde ona küçük bir süpriz hazırlayıp yakın 2 arkadaşımızı ve abimin nişanlısını çağırdık. Annemin harika yemeklerinin yanına ben de bu biberleri yapıverdim. Bu biberleri yemeğe gelen Oyacığım da çok sever. Oyacığım yakında beni teyze yapıcak :)
Hepimizin sık sık yaptığı bir tarif... Bu da benden olsun dedim...


Akşam eve dönerken hemen bir şişe konserve biber aldım. Büyüklüklerine göre iki veya üçe böldüğüm biberlerin içine bir kapta ezdiğim beyaz peynir, kekik ve kırmızı pul biberli karışımdan birer tatlı kaşığı koyarak sardım ve bir kısmını açılmamaları için yeşil soğanlarla bağladım. Bir kısmını dedim çünkü aceleden hepsini bağlamaya vaktim kalmadı. Ama bağlayamadıklarımda da sorun çıkmadı, açılmadılar... Soğanları sıcak sudan geçirip bağlaması daha kolay oluyor. Misafir sofralarına çok yakışıyor...

Siz ne dersiniz???

17 Mayıs 2008

PORTAKAL REÇELİ


Artık yaz meyvelerinden reçel yapıyoruz ama annemin portakal reçelini ben çok severim. Gerçi portakal reçeli diyorum ama içinde portakalın yanı sıra limon ve greyfurt da var.

***** ***** *****
Artık incir reçeli, çilek reçeli yapma vakti gelmişken portakal reçeli nerden çıktı diyeceksiniz ama reçel yapılalı epeyce oldu. Arşivimde bulunmasına adına eklemek istedim...
***** ***** *****
Reçelimiz için
5 Adet orta boy portakal,
2 Adet greyfurt,
1 veya 2 Adet limon,
Şeker miktarı ise annemin pratik ölçüsüyle. (Meyveleri doğradıktan sonra bir kaba koyun. O kabın yarım ölçü fazlası kadar. Yani İki kap meyve çıkarsa 2.5 kap şeker)
***** ***** *****
Portakal, greyfurt ve limonları iyice yıkadıktan sonra kabukları rendenin ince kısmıyla rendelenir. Çok fazla derine inmenize gerek yok. Greyfurt kabuğu haricinde diğer kabukların rendesini atmayın kek ve kurabiyelerde değerlendirmek üzere buzdolabı poşetlerine koyup buzluğa kaldırabilirsiniz.
***** ***** *****
Meyveler bütün halde iken su dolu büyükce bir tencereye alıp 1.5 yemek kaşığı tuz ekleyerek 2-3 saat bekletin. Sonrasında 3 gün boyunca suyunu sık sık değiştirin. 3. günün sonunda sudan alarak hafifce sularını sıkın. Ortadan ikiye bölüp çekirdeklerini çıkartarak eşit boyda doğrayın.
***** ***** *****
Meyveleri ölçerek tencereye alın. Üzerine meyvelerin 1.5 katı fazla şeker ve 1 çay bardağı su ekleyerek kısık ateşte kıvamını alana kadar yaklaşık 25-30 dakika kaynatın. Soğuduktan sonra kavonozlara alıp afiyetle yiyebilirsiniz.

Sevgili Yıldız'ın düzenlediği Mandalina ve Portakallı Tarifler Etkinliğine işlerin yoğunluğu nedeniyle hazırlanamadım, arşivdeki eski tarifler ile katılmamı uygun gören Yıldız'a kolaylıklar diliyorum. Sevgiler Yıldız.

14 Mayıs 2008

KROKANLI TATLI


Uzuuuun zamandır arşivde sessizce sırasını bekleyen krokanlı tatlıyı paylaşmak istiyorum. Çok hafif ve lezzetli olduğunu ilk başta belirteyim.


Malzemelerimiz çok kolay:


Tabanı İçin
  • 1 Paket Eti Burçak Bisküvi
  • 1 Fincan süt

Puding İçin
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1lt süt (Pınar)
  • 5 yemek kaşığı toz şeker
  • İnmeye yakın 50gr tereyağı
  • Üzerine 1.5 Su Bardağı Fındık Krokan

Bisküvileri elimizle yada mutfak robotunda parçalayalım. 1 fincan sütle ıslatarak kelepçeli kalıbımızın tabanına döşeyelim.

Diğer tarafta tencereye aldığımız puding malzemelerimizi karıştırarak koyulaşıncaya kadar pişirelim. İnmesine yakın arzu edersiniz tereyağını da ekleyelim ve kabuklanmaması için karıştırarak soğutalım. Bisküvileri sütle ıslattığımız için pudingimizi ılıdıktan sonra üzerine yayalım. Aslında ben burda kullanmadım ama damla sakızı bu tatlıya çok yakışıyor. Eğer varsa ve tadını seviyorsanız pudingimiz pişerken dövülmüş damla sakızı da ekleyebilirsiniz.

Ve final zamanı 1.5 su bardağı ufalanmış fındık krokanı pudingimizin üzerine serperek süsleyelim. Dolapta 2-3 saat dinlendirdikten sonra tatlımız servise hazırdır.

Aslında fındık krokanın tarifini ayrıca verecektim ama Sevgili Burçin sayfasında çok güzel tarif etmiş. Tarif için sizi Burçin'e yönlendiriyorum. İlerleyen zamanlarda tekrar krokan yaparsam arşivimde bulunması adına ekleme yaparım...



Denemek isteyen herkese şimdiden afiyetler olsun...

Bu güzel çiçek de annemin gözü gibi baktığı ismini bilmediğimiz çiçeği :)) Yaprakları Afrika menekşesini andırır gibi tüylü ama çiçeklerinin Afrika menekşesiyle alakası yok. Yılın bu zamanlarında açıyor. Ve bizleri görüntüsüyle mest ediyor....

10 Mayıs 2008

CANIM ANNEME


Canım Anneciğimin ve Tüm Annelerimizin Bu En Güzel Günü Kutlu Olsun...

5 Mayıs 2008

MEYVELİ TART

Kuzenim Amerika'ya gidiyor bu hafta sonu... Hep birlikte yenilen güzel bir akşam yemeği üzerine bende meyveli tart yaptım... Tarifi akşama...


Eveeeettt akşam olmuş tarif zamanı gelmiş bile...
Aslında tarifede gerek yok bildiğiniz tart hamurunun üzerine klasik pastacı kreması (limon aromalı ve beyaz çikolata katkılı) onun üzerine de arzu edilen mevsim meyveleri...

Tart hamurunun mümkünse 1 gece dolapta bekletilmesi tavsiye ediliyor, ancak ben sadece 1 saat bekletebildim fazla vaktim yoktu.


Buzdolabında çıkartdıktan sonra kullandığımız kalıba uygun boyda merdane ile açarak elimizle kalıba yerleştiriyoruz.

Kabarmaması için çatalla delikler açtım ve üzerine 3-4 adet kabuklu ceviz koydum (Bir avuç kuru nohut da konulabilir). Bu arada fırından çıkan cevizlerin tadı harikaydı söylemeden geçemeyeceğim :))



Tartımız pişerken kremasını hazırladım ve ılınmasını beklerken de meyveleri doğradım. Ilıyan kremayı tartın üzerine yayıp meyveleri dizdikten sonra kararmamaları için bir miktar jöleyi fırça yardımıyla üzerlerine sürdüm...

Veeee afiyetle yenildi...

27 Nisan 2008

PATLICANLI ÜÇGEN BÖREK


Patlıcanlı üçgen börek YE-33'e ithaf olunur.
Gerçi ben Aralık ayında düzenlediğim YE-29 Zeytinyağlı Yemekler Etkinliğinden sonra etkinliklere katılmama kararı aldım. Neden derseniz etkinlik çok güzel yeni tarifler öğreniyoruz ama onları düzenleyip şekle koymak çok yorucu ve zaman alıcı. Ben de bu zorluğu yaşadıktan sonra etkinliklere katılmayıp tarifimi sayfamda Etkinliğe ithaf ederek yayınlamaya karar verdim.

Özlem'ciğim canım sana kolay gelsin arkadaşım. Kimbilir hangi güzel lezzetlerle tanışacağız sayende. Özlemle ben meslekdaşız Sevgili Özlem Etkinlik tarihini yoğunluğunun biteceği son güne göre ayarlamış ama Maliye Bakanlığı süreyi uzatınca bizim etkinlikde uzayıverdi :) Ben de dün fazla mesai yapıp beyannamelerimle uğraştım. Özleeeeemmm hadi sen de bitir şu beyannameleri de bir an önce böreklerimize kavuşalım....
Gelelim Patlıcanlı Böreğimize. Arşivde yayınlanmak üzere sırasını bekleyip duruyordu fazla bekletmeyelim artık...
Malzemeler (Bir tepsi İçin)
  • 4 Adet Yufka
  • 4 Adet Orta Boy Patlıcan
  • 1 Adet Orta Boy Soğan
  • 1/2 Bağ Maydanoz
  • Tuz, Kırmızı biber, Kara biber
  • 1.5 Su Bardağı sıvıyağ (Ben zeytinyağı kullandım)
  • 1 Çay bardağı süt
  • 1 Adet yumurta (Sarısı üzerine, akını yufkaları yağlarken kullanmak üzere)
Öncelikle iç harcımızı hazırlayalım. Patlıcanları yıkayıp kabuklarıyla dilimleyip tavla zarı formunda doğruyoruz. Sıvıyağın yarısını bir tavaya koyup patlıcanları kızartıyoruz. Kızardıktan sonra bir tabağa alıp aynı tavada (kalan yağ eğer fazlaysa bir kısmını alıp) soğanlarımızı kavuruyoruz.


Patlıcan ve soğanları bir tabakta karıştırıp içine ince kıydığımız maydanozları ve baharatlarımızı ekliyoruz. Eğer isterseniz bu harca kıymayı da kavurup ekleyebilirsiniz. Ama ben eklemedim.

Yufkaları tezgahımıza birer birer açıp kalan sıvıyağın içine 1 yumurtanın akını, 1 çay bardağı sütü ekleyip bu karışımla yağlıyoruz. Yumurtanın akını burda kullanmanın hem böreğimizin kabarmasına katkısı var hem de dolap köşelerinde bekletip atmaya kıyamayanlardansanız değerlendirmiş oluyoruz. Yufkaları ikiye katlayıp kalın şeritler halinde kesiyoruz. Her bir şeridimize hazırladığımız patlıcanlı harçdan koyup üçgen şeklinde sarıyoruz. Üçgen böreklerimizi tepsiye dizip, yumurta sarısı sürerek üzerleri kızarıncaya kadar fırında pişiyoruz.


Herkese afiyetler olsuuuuuunnnn...

20 Nisan 2008

ZEYTİNYAĞLI BAKLA


Sırada bekleyen tarifler birikti bozulacaklar artık :) Bakla mevsimi geçmeden zeytinyağlı bakla yapmalı... Dereotuyla yıldızımızın tek barıştığı yemek zeytinyağlı bakladır. Diğer yemeklerde mesela kabakda yada salata da tercihim değildir. Amaaa baklayı da onsuz yemem nasıl bir tezatsa benimkisi :)



Hemen Malzemelere Geçelim...



500 gr. taze bakla

Yarım demet dereotu

1 çay bardağı zeytinyağı

1 su bardağı su

1 adet büyük boy kuru soğan
2 adet kesme şeker
Tuz



Baklayı temizce yıkayın. Uçlarını kesip boylarına göre 2-3 parçaya bölün. Bir tencerede yağı kızdırın ve küçük küçük doğranmış soğanları rengi sararana kadar bir miktar tuzla kavurun. Baklaları ve şekeri ekleyin. Hepsini karıştırıp, tencerenin kapağını kapatın. 10 dakika kadar baklaları sarartın. Sonrasında suyumuzu ekleyip, hafifçe tencereyi sallayın. Tencerenin kapağını kapatın ve kapağını hiç açmadan orta ateşte yaklaşık 40-50 dak. pişirin. Ocağın altını kapattıktan sonra baklalar soğuyana kadar bekleyin. Servis tabağına alın. Üzerine sızma zeytinyağı gezdirin . Zeytinyağlı yemekler piştikten sonra üzerine zeytinyağı gezdirilmesi yemeğe ayrı bir lezzet ve parlak bir görüntü verir. Sarmısaklı yoğurt ve ince kıyılmış dereotuyla servis yapın... Yanında arpa şehriye pilavıyla harika oldu...
Herkese afiyet olsunnnnnn...

13 Nisan 2008

ÇİKOLATA TOPLARI (NAMI DİĞER TRUFF)

Misafir menüsündeki ikramlıklardan Çikolata toplarıyla (Truff) devam ediyoruz. Bir gece önce karışımı hazırlayıp ertesi sabahda yuvarlayıp şekil verdim.


Sanırım bu topları en çok Tuğba'cığımın kızı İpek sevdi. Böreklere fazla yüz vermeyen İpek bu toplardan en az 8-9 tane yedi sanıyorum :)

Bu topların yapımı tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış. İçine dilerseniz bayatlayan keklerinizi, eğer yoksa benim gibi evdeki Eti'nin Çifte Kavrulmuş Bisküvilerinden ve Bir miktar minik gofretlerden koyabilirsiniz...

Ben kek koymayı planlamıştım ancak bir gece önce aniden çaya misafirlerimizin geleceğini öğrenince bütün hazırlıklar gece yarısından sonra yapılmaya ertelendi. Bu durumda ben mini keklerimi ancak sabah pişirdiğim için bu topların içine de bisküvi ve gofret koymak zorunda kaldım. Zira kekleri akşam pişirebilseydim içine kek koymayı planlıyordum... Ama bisküvi ve gofretle de çok güzeldi...

Malzemelerimiz:


1 Kutu 200 ml. Sıvı Krema3 Paket 80 gr.lık Bitter Çikolata
1/2 Paketden Biraz fazla Bisküvi (Eti Çifte Kavrulmuş Kullandım)
ve Paketin dibinde kalan gofretleri değerlendirmek adına 7-8 adet küp gofret
2-3 Çorba Kaşığı Portakal Şekerlemesi,
Üzeri için Hindistan cevizi, kakao, file fındık, renkli şekerler

Yapım Aşamaları:
Kremayı ısıtmaya uygun bir kaba alıyoruz, içine ufak parçalara ayırdığımız bitter çikolatayı katıp kaynama noktasına gelene kadar karıştırıyoruz. Kaynamasına izin vermeden ocakdan alıyoruz.
Bir müddet ılındıktan sonra içine arzuya göre evde kalan keklerinizi ya da benim yaptığım gibi bisküvi ve gofretleri ufalayarak ekliyoruz. Karışımı iyice karıştırarak birbirine yediyoruz.
Bu aşamadan sonra hazırladığımız karışımı en az 4-5 saat oda sıcaklığında beklettikten sonra 4-5 saat de buzdolabında bekletiyoruz.

Ve şekil verme aşaması:
Bir kaşık yardımıyla küçük parçalar koparıp elimizle yuvarlayıp bazılarının içine Portakal Şekerlemelerimden koyup, kakaoya, hindistan cevizine, file fındığa ve renkli şekerlere bulayıp kağıtlara yerleştirdim. İkram sırası gelene kadar buzdolabında beklettim...


Yapımı biraz uğraştırsada ben bu çikolata toplarını çok seviyorum...

pembekalp
Herkese afiyet olsuuuuuuuunnnn...

10 Nisan 2008

ŞEKER HAMURLU TOP KEK (MUFFIN)


İlk defa denediğim şeker hamurlu -aslında tam da şeker hamuru değil, Sevgili Ayşe'nin tarifiyle marshmallowdan yaptığım şeker hamuru- top keklerimi bakalım beğenecekmisiniz.


İlk kez denediğim için biraz acemiliğim oldu... Kalıplarım kurabiye kalıbıydı, ayrıca süslemeye ayıracak fazla vaktim olmadığı için aceleyle bu kekler ortaya çıktı.


Bu kekler de geçen haftaki misafir menüsünden...

Mümkün olduğunca Muffin'i kullanmamaya çalışıyorum, bence dilimizde Türkçe karşılığı varsa karşlık gelen kelimeyi kullanmakta fayda var.



Gerekli malzemeler ;
. 2 yumurta (oda sıcaklığında bekletilmiş) + yaşpastanın kremasından artan 1 yumurta akı
. 4 kahve fincanı tozşeker
. 2 kahve fincanı sıvı yağı
. 1 Su Bardağı Süt
. 6 kahve fincanı un
. 2 Yemek kaşığı kakao
. 1 paket kabartma tozu
. 1 paket vanilya
. Damla Çikolata
. Portakal Şekerlemesi


Bu ölçülerde yaklaşık 16 adet top kek çıkıyor. (Oldukça bereketliydi ben kalanını Pazartesi işyerimdeki arkadaşlarıma götürdüm sağolsun onalarda diğer tadan arkadaşlarım gibi çok beğendiler)


Fırınımızı 175 derecede ısıtalım.
Yumurtalarımızı ve şekerimizi mikser ile iyice rengi beyazlaşana kadar çırpalım. Önce sıvı malzemelerimizi yani sütü, sıvı yağı ekleyip biraz daha çırpalım. Üzerine un,kabartma tozu, kakao ve vanilya ekleyelim. Mikser ile çırpmaya devam edelim. Kalıplarımıza kağıtları yerleştirip karışımımızı eşit miktarda dağıtalım. Ben bir miktar hamurdan döküp bir kısmına damla çikolata bir kısmınada portakal şekerlemelerimden koyup üzerine biraz daha hamurdan döktüm. Yaklaşık 40-45 dakika pişmeleri yeterli. Kürdanla pişmesini test edebilirsiniz. Piştikten sonra tezgahta biraz soğutup Yaman Ayşenin tarifiyle iki gün önceden hazırladığım marshmallow şeker hamuruyla süsledim. Tabi ben ölçü olarak 1 paket çilekli 1 paketde muzlu marshmallowlardan kullandım. Mikrodalgafırınım olmadığı için benmari sistemiyle erittim. Dediğim gibi işin içinde hem acemilik hem de zamansızlık olunca süslemesi tam istediğim gibi olmadı. Düzgün durmaları için keklerin üzerini bıçakla düzledim ama kalıplarımın ebatlarını göz ardı ettiğim için üzerini tam kaplayamadım. Bir dahaki sefere daha dikkatli ve geniş zamanda çalışacağım :) Burdan Ayşe'ye tarifi için teşekkür ediyorum. Sevgilerimi gönderiyorum.
Herkese Afiyet Olsuuuuuuunnn....

6 Nisan 2008

BEYAZ KREMALI YAŞPASTA



Cumartesi günü eski işyerimden arkadaşlarım bizdeydi. Hepsi çok sevdiğim birbirinden tatlı arkadaşlarım. Onlar için hazırladığım ikramlardan Beyaz Kremalı Yaşpastayla başlamak istiyorum... Aslında sırada bekleyen başka tarifler var ama arkadaşlarımın hepsi pastayı çok beğendiklerini söyleyince öncelik sırası değişti... Hepsi ayrı ayrı tarif isteyince bende siteye yazayım ordan alırsınız dedim (Reklamımı da yaptım :) ) Bu arada diğer hazırladıklarımı da sırasıyla vermeye çalışacağım (Yeşil Mercimekli Salata, Börülce Salatası, Şeker Hamurlu Top Kek, Çikolata Topları, Yalancı İçli Köfte Böreği, Peynirli Ispanaklı Börek)
Aslında nasıl bir pasta yapacağıma karar vermek zor oldu. En sonunda yılbaşında yaptığım pastanın beyaz kremalı versiyonunda karar kıldım...
Pandispanyasını yine Misss Zerrin'in tarifiyle yaptım. Zaten o da Kekevinden almış. Kekevinde birbirinden güzel tarifler var incelemenizi tavsiye ederim.

Pandispanya Hamuru İçin Malzemeler:
. 4 yumurta
. 3/4 su bardağı toz şeker
. 3/4 su bardağı elenmiş un
. 1 yemek kaşığı sıvı yağ
. 1 cimdik tuz

Pandispanyanın Yapılışı

Yumurta aklarını ve sarılarını ayırın. Aklarına hiç sarı değmemesi gerekiyor, yoksa hamurunuz olmaz. Aklarını cam yada metal derin bir kapta bir çimdik tuz ile hafif kar haline gelene kadar yüksek hızda mikserinizle çırpın. Şekerin yarısını ilave edip iyice katı kar haline gelene dek çırpmaya devam edin.

Ayrı bir kapta kalan şekerle yumurta sarılarını kabarıp krema gibi olana kadar çırpın. Açık sarı bir renk alana kadar çırpılması yeterli. Daha önce çırptığınız yumurta aklarının içine sarılarını ilave edip düşük hızda ancak karışana dek karıştırın.

Unu ilave edip yavaşça karıştırın. Kaşık yada spatula ile karıştırlması daha uygun olur.Ve sıvı yağı da ilave edip hafifçe karıştırın.

Kalıbınızı önce yağlayıp sonra unlayıp unun fazlasını silkeledikten sonra hamurunuzu dökün. Ben kelepçeli kalıp kullandım. 175 dereceli fırında kabarıp üstü pembeleşene kadar pişirin. Benimki yaklaşık 40-45 dakikada pişti. Hafif ılındıktan sonra kenarlarından bıçakla geçip kalıptan çıkarın. soğumaya bırakın. Ben Kalıbın kenarlarına ince ince kestiğim yağlı kağıtlardan koymuştum çıkartması kolay olsun diye. İşe yaradı ve daha kolay çıkarttım kalıpdan.

Ara ve üst kreması içinde Pastacı Burcu'nun tarifini çoğaltarak uyguladım.

Krema Malzemeleri

. 750 gr süt
. 3 çay bardağı toz şeker
. 1.5 çay bardağı un
. 3 tatlı kaşığı buğday nişastası
. 3 yumurta sarısı
. 1 paket vanilya
. 2 Paket Beyaz Çikolata (160 gr) (Benim eklemelerim)
. 1/2 Paket Krem Şanti (Benim eklemelerim)
Yapılışı
Yumurta sarısı ve şekeri mikserle hafifçe çırpın. Sütün bir kısmını ekleyip tekrar çırpın. Yumurta sarıları şekerle iyice kaynaşana kadar çırpmaya devam edin. Sonrasında unu ve vanilyayı ekleyip sütünü azar azar ekleyerek ocakta devamlı karıştırarak pişirin. Piştikten sonra iki paket çikolatayı kırarak kremaya yedirin. Karıştırarak ılınmasını sağlayın.

Pandispanya soğuduktan sonra ikiye kestim. Islatmak için muzlu süt kullandım. Birinci kata kremasını sürdükten sonra 3 adet muzu önce ortadan ikiye sonrada uzun parçalara keserek yerleştirdim. Üzerine ikinci katı koydum. Bu arada kalan krema iyice ılıdı ve 1/2 Paket Krem Şantiyi kremaya ekleyerek mikserle çırptım. Pastanın üzerini ve yanlarınıda bu kremayla kapladım. Üzerini bol miktarda hindistancevizi yanlarını da file fındıkla süsledim.
Herkese afiyet olsuuuuuuuunnn...

cupcakes